<![CDATA[Eylül Forum | Hayat Paylaşınca Güzel - Otomobil]]>
https://eylulforum.com/
Thu, 03 Apr 2025 13:18:37 +0000MyBB<![CDATA[Ağaoğlunun rower i]]>
https://eylulforum.com/konu-agaoglunun-rower-i
Tue, 16 Apr 2013 19:06:42 +0300https://eylulforum.com/konu-agaoglunun-rower-i
Trabzonlu mobilya ustaları Mustafa Kaya ve Hasan Yazıcı, sac kaporta yerine ahşabın kullanıldığı bir otomobil yaptı. "Laz Rover" adı verilen otomobilin 30 bin liraya mal olduğu belirtildi.
AĞAOĞLU 3 MİLYON DOLARA ALDI
1.5 ton ağırlığında olan ve saatte 120 kilometre yapan ‘Laz Rover'ı, otomobil koleksiyonuyla tanınan Oflu iş adamı Ali Ağaoğlu 3 milyon dolara aldı.
İŞTE LAZ ROVER - GALERİ
GARAJINDAKİ EN PAHALI OTOMOBİL
3 milyon dolarlık ‘Laz Rover', Ağaoğlu'nun garajındaki en pahalı otomobil oldu.
LAND ROVER'DAN ESİNLENDİ
Trabzonlu mobilya ustası Mustafa Kaya, geçtiğimiz yıl ahşaptan yaptığı klasik model arabadan sonra şimdi yine ahşaptan Land Rover'dan esinlererek Laz Rover'ı yaptı.
Yaklaşık 2 ayda tamamlanan ve 30 bin liraya mal olan "Laz Rover"ı Köprübaşı İlçesine bağlı Beşköy Beldesi'nin Belediye Başkanı Yahya Narmanlı'nın talebi üzerine yaptığını belirten Kaya "Yaptığımız aracın koltukları elektrikli ısıtmalı. Navigasyon ve park sensörü bile var. Benzinli ve 105 beygir gücündeki aracın uzunluğu 4 metre, genişliği 1 metre 80 santimetre, ağırlığı da 1.5 ton" dedi.
Ahşap Laz Rover'ın deneme sürüşünde, 140 kilometre hıza ulaştığını kaydeden Kaya, aracın plakasını ise İstanbul'un fethinden esinlenerek '61 FTH 1453′ şeklinde hazırladığını söyledi.]]>
Trabzonlu mobilya ustaları Mustafa Kaya ve Hasan Yazıcı, sac kaporta yerine ahşabın kullanıldığı bir otomobil yaptı. "Laz Rover" adı verilen otomobilin 30 bin liraya mal olduğu belirtildi.
AĞAOĞLU 3 MİLYON DOLARA ALDI
1.5 ton ağırlığında olan ve saatte 120 kilometre yapan ‘Laz Rover'ı, otomobil koleksiyonuyla tanınan Oflu iş adamı Ali Ağaoğlu 3 milyon dolara aldı.
İŞTE LAZ ROVER - GALERİ
GARAJINDAKİ EN PAHALI OTOMOBİL
3 milyon dolarlık ‘Laz Rover', Ağaoğlu'nun garajındaki en pahalı otomobil oldu.
LAND ROVER'DAN ESİNLENDİ
Trabzonlu mobilya ustası Mustafa Kaya, geçtiğimiz yıl ahşaptan yaptığı klasik model arabadan sonra şimdi yine ahşaptan Land Rover'dan esinlererek Laz Rover'ı yaptı.
Yaklaşık 2 ayda tamamlanan ve 30 bin liraya mal olan "Laz Rover"ı Köprübaşı İlçesine bağlı Beşköy Beldesi'nin Belediye Başkanı Yahya Narmanlı'nın talebi üzerine yaptığını belirten Kaya "Yaptığımız aracın koltukları elektrikli ısıtmalı. Navigasyon ve park sensörü bile var. Benzinli ve 105 beygir gücündeki aracın uzunluğu 4 metre, genişliği 1 metre 80 santimetre, ağırlığı da 1.5 ton" dedi.
Ahşap Laz Rover'ın deneme sürüşünde, 140 kilometre hıza ulaştığını kaydeden Kaya, aracın plakasını ise İstanbul'un fethinden esinlenerek '61 FTH 1453′ şeklinde hazırladığını söyledi.]]><![CDATA[Araba satarken dikkat]]>
https://eylulforum.com/konu-araba-satarken-dikkat
Sun, 27 Jan 2013 21:13:21 +0200https://eylulforum.com/konu-araba-satarken-dikkat
Allahtan satışı hemen vermiştim.Hemen vermeseydim şu an hapisteydim.Eğer arabanız varsa satarken çok dikkatli olun benim başıma geldi ucuz yırttım arabayı alan kişi yani ruhsat sahibi kişide şu an içeride öğrendiğime göre arkadaşına ödünç vermiş arabayı ve bu başına gelmiş.
2012-10-08 13.55.23.jpg (Dosya Boyutu: 462.95 KB / İndirme Sayısı: 26)
]]>
Allahtan satışı hemen vermiştim.Hemen vermeseydim şu an hapisteydim.Eğer arabanız varsa satarken çok dikkatli olun benim başıma geldi ucuz yırttım arabayı alan kişi yani ruhsat sahibi kişide şu an içeride öğrendiğime göre arkadaşına ödünç vermiş arabayı ve bu başına gelmiş.
2012-10-08 13.55.23.jpg (Dosya Boyutu: 462.95 KB / İndirme Sayısı: 26)
]]><![CDATA[Otoban Faresi]]>
https://eylulforum.com/konu-otoban-faresi
Fri, 06 May 2011 17:27:26 +0300https://eylulforum.com/konu-otoban-faresi
GTI sinifinin ele avuca sigmayan, boyundan buyuk isler yapan,bir cok otomobil kullanicisinin kendi aracini karsilastirdigi, otoban faresi denilen, genclerin ve kendini genc hissedenlerin otomobili.
106 GTI . GTI sinifinin varolusundan beri uretilmis en basarili model. Üstun sasi tasarimi , otomobili tren gibi ivmelendiren motor ve sanzimani , superspor otomobilleri geride birakan yol tutus ozellikleriyle Peugeot'nun urettigi en siki otomobillerden biriydi. Ithalatinin durmasi sebebiyle sadece ikinci elde ulasabilecegimiz 106 GTI , bildigim kadarıyla hala Italya ve Yunanistan icin uretiliyor. Sigorta risk siniflandirilmalarinin yillik primleri belirledigi Avrupa ilkelerinde , yuksek primlerin arac satislarini dusurmemesi icin asagida tutmak isteyen PSA , modeli oncelikle S16 etiketiyle piyasaya surdu.Benzer nedenlerden Opel de Corsa GSI ve Astra GSI modellerini daha evcil bir gorunume kavusturmustu.Çogumuzun da onaylayacagi gibi , S16 demek GTI demek degil.Satislarin istenilen rakamlara ulasamadigi ilkelerde , 205'ten sonra ozlemle beklenen performansli 106 , GTI ismiyle yeniden lanse edildi.Kucuk bir etiket degisikligi ile satislar patladi.Otomobilin katalog verileri de yine sigorta primlerini dusuk tutmak adina oldugundan biraz asagida gosterilmisti.
Ülkemizde meraklilari tarafindan cok sevilse de uzucu sonuclarla biten kazalar yuzunden kisa surede kotu bir imaj cizdi.Bir spor otomobilin ulasamadigi yol tutus ozelliklerine sahip olmasiydi. Kullanici kitlesinin buyuk bir kismi ehliyetini yeni almis genclerdi ve 106 GTI kesinlikle bir surucunun sahip olacagi ilk otomobil degildi.
Bir cok otomobille hayal bile edemeyecegimiz suratlerle viraja giren gencler nedeniyle tatsiz sonuclar dogdu ve ulkemizde viraj hakimiyeti olmayan otomobil olarak un saldi.Halbuki 1997'de Avrupa'da yapilan bir testte , en hizli viraja giren seri uretim otomobil secilmisti. Standart 106 GTI , test yapilan virajda 171 km/s'lik hiziyla Catherham Super Seven , Lotus Elise , BMW M3 , Ferrari 456 GT gibi muthis otomobilleri ciddi hiz farklariyla geride birakmisti.Ingiltere'de olay olan bu test , 1997'nin ikinci yarisinda tekrarlandi ve 106 GTI , tahtini Ferrari 355 Berlinetta'ya kaptirdi Bu ilginc test deneyimlerinden sonra 106 pek cok teste tabi tutuldu , ornegin 520 beygir gucundeki Lamborghini Diablo ile yaptigi pist yarisini onde bitirerek hicbir kompakt otomobilin yapamadigini yapti...
BU TESTLE İLGİLİ VİDEODA VARDI ARŞİVİMDE BULURSAM ONUDA EKLEYECEGIM ARKADAŞLAR...
* 106 GTI NEDEN EFSANE
1980 li yillarda tum gencligin hayalini susleyen araba Audi Quattro 'lara kafa tutan Peugeot 205 Turbo 16 idi ve onun yol versiyonuda 205 GTI. 205GTI o donemki kendi sinifindaki otomobillere gore sundugu performans, yol tutus ve yuruyen aksaminin dayanikliligiyla cok ustun bir GTI di ve avrupa da cok popiler olmustu, cok buyuk bir une kavusmus ve adeta efsanelesmisti.Bazi otomobil dergileri tarafindan yuz yilin yuz arabasi icinde secildi, en yuksek performansi veren en makul fiyatli araba olarakta secildi 205 in 1994 senesinde uretiminin bitmesiyle 205 in ununu devam ettircek sportif performansli bir araba bekleniyordu. Peugeot onceden GTi ibareli araclar uretti fakat bu onlardan cok daha farkliydi. 205 GTi, 1980'lerin sonunda cok buyuk bir ataga kalkmisti ve Avrupa'da cok meshur olmustu. Ozellikle yuksek performansli mini kategoride adi gecen birkac arabadan biriydi ve rakiplerinden cok ustundu. Bu sebeple yeni gelecek olan ve 205 serisinin devami olarak nitelendirilen 106 nin, XS serisinin daha guclu olan 106 GTI merakla bekleniyordu.Peugeot 106 GTi, 96 yilinin sonlarina dogru, yuksek performansli mini kategoriyi hedef alarak ckti. yuksek performans, modifiye edilmeye olan yatkinligi ve sundugu performansa gore makul olan fiyati ile basarili satis grafiklerine ulasti. Bu basaridaki en buyuk pay, kesinlikle 106GTI' in sundugu mukemmel surus zevkiydi... 106 GTI, sert kullanimda en zevkli araclardan biri olarak taninir ve yol tutustaki becerisiyle rakiplerinden siyrilir.Maksimum hizi olan 205km/h i rahat sekilde goruldugu gibi 220 kadranini deviriyor ve 100 km hiza ortalama 8 sn gibi bir zamanda ulasiyor.Yapilan bazi karsilastirmali testlerde virajlara Subaru Impreza, Lotus Elise hatta Diablo gibi araclardan daha hizli girebildigi gozlenmistir. Rahatlikla 7200 devir cevirebilen 106gti motoru performans calismalarina olan yatkinligiylada peugeot nun motor konusundaki ulastigi nokta ve motor konusundaki basarisi olarak nitelendirildi.
Asagidaki yazi OTO HABER dergisinin Peugeot modifiyesi uzerine yayinladigi ekinden 106GTI ile ilgili makaleden alinarak yayinlanmistir.
106 GTI Bence GTI sinifinin varolusundan beri uretilmis en basarili model. ustun sasi tasarimi, otomobili tren gibi ivmelendiren motor ve sanzimani, superspor otomobilleri geride birakan yol tutus ozellikleriyle Peugeot'nun urettigi en siki otomobillerden biriydi. Ithalatinin durmasi sebebiyle sadece ikinci elde ulasabilecegimiz 106 GTI, bildigim kadargyla hala Italya ve Yunanistan icin uretiliyor. Sigorta risk siniflandirilmalarinin yillik primleri belirledigi Avrupa ilkelerinde, yuksek primlerin arac satislarini dusurmemesi icin asagida tutmak isteyen PSA, modeli oncelikle S16 etiketiyle piyasaya surdu. Benzer nedenlerden Opel de Corsa GSI ve Astra GSI modellerini daha evcil bir gorunume kavusturmustu. cogumuzun da onaylayacagi gibi, S16 demek GTI demek degil. Satislarin istenilen rakamlara ulasamadigi ilkelerde, 205'ten sonra ozlemle beklenen performansli 106, GTI ismiyle yeniden lanse edildi. Kucuk bir etiket degisikligi ile satislar patladi. Otomobilin katalog verileri de yine sigorta primlerini dusuk tutmak adina oldugundan biraz asagida gosterilmisti.[
ulkemizde meraklilari tarafindan cok sevilse deuzucu sonucarla biten kazalar yuzunden kisa surede kotu bir imaj cizdi. bir spor otomobilin ulasamadigi yol tutus ozelliklerine sahip olmasiydi. Kullanici kitlesinin buyuk bir kismi ehliyetini yeni almis genclerdi ve 106 GTI kesinlikle bir surucunun sahip olacagi ilk otomobil degildi. Bir cok otomobille hayal bile edemeyecegimiz suratlerle viraja giren gencler nedeniyle tatsiz sonuclar dogdu ve ulkemizde viraj hakimiyeti olmayan otomobil olarak un saldi. Halbuki 1997'de Avrupa'da yapilan bir testte, en hizli viraja giren seri uretim otomobil secilmisti. Standart 106 GTI, test yapilan virajda 171 km/s'lik hiziyla Catherham Super Seven, Lotus Elise, BMW M3, Ferrari 456 GT gibi muthis otomobilleri ciddi hiz farklariyla geride birakmisti. Ingiltere'de olay olan bu test, 1997'nin ikinci yarisinda tekrarlandi ve 106 GTI, tahtini Ferrari 355 Berlinetta'ya kaptirdi Bu ilginc test deneyimlerinden sonra 106 pek cok teste tabi tutuldu, ornegin 520 beygir gucundeki Lamborghini Diablo ile yaptigi pist yarisini onde bitirerek hicbir kompakt otomobilin yapamadigini yapti...
***********************************
Sevgili dostlarım, sevgili Pug severler,
Genelde Peugeot denince akla gelen ilk modeli 106 gti oluyor, uygun fiyatları, çekici dizaynı, kolay modifiye olabilmesi, servis kolaylıkları vs gibi bir çok artı özelliği bünyesinde barındırdığı için başta İngiltere olmak üzere tüm Avrupa ülkelerinde en çok tercih edilen ‘hot-hatch’ kategorisindeki minik cep herkülüdür.
Asıl sizlerle paylaşmak istediğim temel konuya girmeden önce, 106 nedir nereden gelmedir, PUG kısaltmasını Peugeot ya kazandırma sebebi nedir, kısaca bir üzerinden geçmek isterim.
106 xsi ın 96 senesine kadar sağlamış olduğu başarı ve akabinde 306 xsi ile pazarda ciddi bir geri dönüş alan firma yetkilileri, bünyesinde hem xsi ın hacim avantajını hem de 306 nın teknik ve estetik birikimini ufak bir model üzerinde birleştirmeyi uygun gördüler ve ortaya 106 S 16 çıkmış oldu.
Aracın resmini ilk gördüğüm gün dün gibi aklımdadır, İstanbul caddebostan madonun karşısında halen duran, zamanında hiçbiryerde bulamadığım yabancı oto dergilerini satan gazete bayiinde ismini hatırlamadığım yabancı bir dergini kapağında karşılaşmıştık, ilk bakışta 306 gti ın makyajlandığını düşünmüştüm fakat yanımdaki arkadaşımın uyarısı ile dikkatli bakınca yeni 106 S 16 yazısını fark edip adeta oracıkta dona kalmıştım. 0-100 performansı olsun son sürat değerleri ve standart donanımı olsun, bir anda bu araç beni gerçekten büyülemişti. Küçücük bir aracın bu kadar iddialı bir şekilde bir anda piyasaya düşmesi bende dahil bir çok insanda şok etkisi yaratmıştı. Lansmanın akabinde yakın bir arkadaşım ilk 106 lardan birini Yıldırım otomotiv den satın almıştı, o günü de asla unutamam, bembeyaz bir 106 S 16, kapı kenarlarında kırmızı S 16 logoları, 34 BMB gerisini hatırlamıyorum sanırım 66 yada 77 idi. Araç maalesef bir ay sonra bostancı deniz otobüslerinin hemen önünde pert oldu, neyse anılara dalmayalım…. Peugeot tüm dünyada özellikle gti' larıyla ilgi toplayan bir firmadır. Bu gelenekten 405 (mi16)-309-205-106-306 ve 206 da nasibini almıştır. Tüm bu araçlar üretildikleri yıllarda ve hatta daha ileriki yıllarda dahi sınıflarında geçilmesi çok zor araçlar olmuştu . 91'li yıllarda 153 beygirlik bir 405 mi 16, 92' lerde 130 beygir 820 kiloluk 205 gti 1.9 bugün bile kabına sığmaz otomobiller. 96 sonu ve 97 sonu arasındaki 306 s16' lar da 5 vites ve 153 beygirlik motorlarıyla çok iyi performans veriyorlardı. Bu yıllarda daha da çok performansa yönelen firma, 97 yılı başında 950 kiloluk 120 beygirlik 106 gti modelini çıkarmıştı. 106'nın çıkmasıyla 306'nın satışlarının düşmesi üzerine firma, 97 yılı sonunda 306 modelini 167 beygir ile 6. vitese kavuşturmuştu. Bu yıllarda rakip firmalardan Opel'in 150 beygirlik spor görünümlü Astra' sı da çok özel bir arabaydı fakat bırakın Gti' ı 306 s16' nın dahi gerisinde kalıyordu. Corsa gsi ise o yıllarda spor görünümü ve 109 beygirli motoruyla 106' ların arkasında ancak nal topluyordu.
İşte bu yıllarda tüm bu gelişmeleri heyecanla takip ederken, bu araçlardan birini seçme zamanım gelmişti. Doğrusunu söylemek gerekirse önceleri benim gönlümden 150 beygirlik 95-97 arası bir Astra gsi veya 306 s16 geçiyordu. Fakat 106 nın ülkemize gelmesiyle ve testlerinin yapılmasıyla ilgim tamamen 106 üzerine toplandı. Aradığım tüm özellikler vardı bu araçta ve daha yeni olduğundan piyasada olmaması dolayısıyla kararımı 106' dan yana kullandım.
• Motor ve Performans
Aşağıdaki test verilerinden de görüldüğü gibi, 106' lar standart haliyle bile çok hızlı araçlardı.
2000 cm³ motorlu araçların havasını PSSS diye söndürüyordu bu "otoban fareleri".
Test verilerine göre 0-50 0-100 km/s hızlanmada, 0-400 m ivmelenmede, tüm esneklik testlerinde 106 daha hızlı.
Yukarıda da görüldüğü gibi 106 kendisinden daha güçlü arabalardan dahi daha hızlı olmasının yanında Bravo örneğinde olduğu gibi (%21) daha az yakıt tüketiyordu. Uygulanacak en ucuz modifiyelerle dahi aradaki farkı daha da açacak hale gelebiliyor 106' lar. Mesela, 3$ civarına uygulanacak düz boru ile kanvektör iptali (gaza basıldığında hava emiş sesi gelir egsozttan) ve 50$ civarındaki açık tip performans filtresiyle araç 135 beygir civarına ulaşıyor ve rakipleri hepten nal topluyorlardı.
Bravo veya diğerlerinin sevenleri alınmasın ama neden daha az vergi (uno'yla aynı yıllık vergi tutarı) ve daha az benzin parası verip daha hızlı gitmek varken; 2000 cm³ bir araba alıp 106 & Saxo'ların arka plakalarını ezberleyim??
NEDEN PUG? Pug kısaltması İngilizlerden doğmuştur, bulldog un daha tıknaz olan bir türüdür, minik ama son derece atak ve bir okadarda güçlü bir köpektir, bu bağ size zaten neden 106 ya Pug denildiğini kolayca açıklayabilmiştir.
NEDEN S 16 dan sonra GTİ ? Bunun iki sebebi var, birincisi Avrupa ülkelerinde kullanılan sigorta sistemi, GTI kategorisi araçların kasko değerleri, trafik sigortaları daha pahalıdır ve renklerine göre bile poliçe bedelleri değişmektedir, en pahalı renk kırmızı en ucuz renk beyazdır gibi…Bu kategorilendirme sırasında poliçelerde sorunlar yaşanmasından dolayı kod adı S 16 dan GTI ya çevrilmiştir.
Bir diğer sebep ise tamamen pazarlama taktiğidir, GTI fanatiklerinin hevesleri kırılmasın diye S 16 logosu kısa sürede GTI a çevrilmiştir ve ilginç bir nokta da aynı aracın bir kopyası olan Citroen, Peugeot ile yapılan anlaşma gereği modeline hiçbir zaman GTI ibaresi koyamamıştır ki bu bile citroen in aynı tekniğe sahip olmasına rağmen satış rakamlarının hep 106 nın gölgesinde kalmasına, makyajlanmasına bile sebep olmuş ama istenilen rakamlara ulaşılamamıştır.
GTI ın VTS LERDEN FARKI NEDİR? Aslında aralarında ciddi bir fark vardır, VTS lerin arka tekerlekleri aynı 306 gti larda olduğu gibi çok kısıtlı bir derecede de olsa hareketlidir fakat 106 lar da arka tekerleker sabittir.
S 16 ların Gti lardan ayrıldığı önemli bir noktada, ülkemize giriş yapmış olan S 16 ların neredeyse tamamı full aksesuar gelmiştir, aralarda çok nadir deri koltuksuz, sunroof suz model vardır… Ayrıca S 16 lardan sonra yan kapılardaki siyah kalın çıtalar kaldırılmıştır.
106 MI HIZLIDIR YOKSA VTS Mİ? Bu soruya verilebilecek en basit cevap, piyasadaki VTS lerin hepsi full aksesuar satışa çıkmıştır fakat 106 lar da durum farklıdır, klimalı klimasız, çift airbag tek airbag vs gibi bir çok opsiyon vardır. Üzerinde klima olmayan bir 106 nın klimalı olana göre bile ciddi bir kilo farkı olduğunu düşünürseniz, neden VTS lerin genelde hep bir adım geriden geldiklerini de kolayca anlayabilirsiniz….
106 S 16 lar ilgili önemli bir konu ise piyasaya ilk giren araçların hepsindeki klasik senkromenc arızasıdır, o dönemdeki tüm modellerin şanzımanlarında aynı tip arızalar yaşanmış ve yeni modellerin parçaları ile revize edilmişlerdir, bu durum içinde bulunduğumuz senelerde artık tamamen ortadan kalkmıştır ama yine de ek bilgi olarak üzerinden bir defa daha geçmekte fayda gördüm.
106 GTI LARIN SİS FARLARI NEDEN FABRİKA ÇIKIŞI KULLANIMA KAPALI?
Bunun sebebi onların aslında sis farı amaçlı oraya yerleştirilmemiş olmaları, Avrupada sol sadece belirli bir süratin üzerinde araçlar kullanabiliyor, 106 mız otobanda gerektiği zaman kolay yol hakkı elde edebilsin diye bu 'delici farlar' sellektör sırasında kararlı bir şekilde yol isteyebilsin diye Fransız mühendisler tarafından tasarlanmış. Boyutları sebebiyle aracı dikiz aynasında küçük görüp yol vermek istemeyecek yada yol istediğini fark edemeyecek diğer sürücüler için etkili bir çözüm olduğu kesin.
Zaten bu sebepten dolayı sis farları standart 106 larda sadece sellektör atıldığı sırada devreye girebilmektedir ve diğer sis farları gibi yanları değil direk aracın önünü aydınlatmaktadırlar.
peugeot106gtisrs.jpg (Dosya Boyutu: 105.74 KB / İndirme Sayısı: 13)
]]>
GTI sinifinin ele avuca sigmayan, boyundan buyuk isler yapan,bir cok otomobil kullanicisinin kendi aracini karsilastirdigi, otoban faresi denilen, genclerin ve kendini genc hissedenlerin otomobili.
106 GTI . GTI sinifinin varolusundan beri uretilmis en basarili model. Üstun sasi tasarimi , otomobili tren gibi ivmelendiren motor ve sanzimani , superspor otomobilleri geride birakan yol tutus ozellikleriyle Peugeot'nun urettigi en siki otomobillerden biriydi. Ithalatinin durmasi sebebiyle sadece ikinci elde ulasabilecegimiz 106 GTI , bildigim kadarıyla hala Italya ve Yunanistan icin uretiliyor. Sigorta risk siniflandirilmalarinin yillik primleri belirledigi Avrupa ilkelerinde , yuksek primlerin arac satislarini dusurmemesi icin asagida tutmak isteyen PSA , modeli oncelikle S16 etiketiyle piyasaya surdu.Benzer nedenlerden Opel de Corsa GSI ve Astra GSI modellerini daha evcil bir gorunume kavusturmustu.Çogumuzun da onaylayacagi gibi , S16 demek GTI demek degil.Satislarin istenilen rakamlara ulasamadigi ilkelerde , 205'ten sonra ozlemle beklenen performansli 106 , GTI ismiyle yeniden lanse edildi.Kucuk bir etiket degisikligi ile satislar patladi.Otomobilin katalog verileri de yine sigorta primlerini dusuk tutmak adina oldugundan biraz asagida gosterilmisti.
Ülkemizde meraklilari tarafindan cok sevilse de uzucu sonuclarla biten kazalar yuzunden kisa surede kotu bir imaj cizdi.Bir spor otomobilin ulasamadigi yol tutus ozelliklerine sahip olmasiydi. Kullanici kitlesinin buyuk bir kismi ehliyetini yeni almis genclerdi ve 106 GTI kesinlikle bir surucunun sahip olacagi ilk otomobil degildi.
Bir cok otomobille hayal bile edemeyecegimiz suratlerle viraja giren gencler nedeniyle tatsiz sonuclar dogdu ve ulkemizde viraj hakimiyeti olmayan otomobil olarak un saldi.Halbuki 1997'de Avrupa'da yapilan bir testte , en hizli viraja giren seri uretim otomobil secilmisti. Standart 106 GTI , test yapilan virajda 171 km/s'lik hiziyla Catherham Super Seven , Lotus Elise , BMW M3 , Ferrari 456 GT gibi muthis otomobilleri ciddi hiz farklariyla geride birakmisti.Ingiltere'de olay olan bu test , 1997'nin ikinci yarisinda tekrarlandi ve 106 GTI , tahtini Ferrari 355 Berlinetta'ya kaptirdi Bu ilginc test deneyimlerinden sonra 106 pek cok teste tabi tutuldu , ornegin 520 beygir gucundeki Lamborghini Diablo ile yaptigi pist yarisini onde bitirerek hicbir kompakt otomobilin yapamadigini yapti...
BU TESTLE İLGİLİ VİDEODA VARDI ARŞİVİMDE BULURSAM ONUDA EKLEYECEGIM ARKADAŞLAR...
* 106 GTI NEDEN EFSANE
1980 li yillarda tum gencligin hayalini susleyen araba Audi Quattro 'lara kafa tutan Peugeot 205 Turbo 16 idi ve onun yol versiyonuda 205 GTI. 205GTI o donemki kendi sinifindaki otomobillere gore sundugu performans, yol tutus ve yuruyen aksaminin dayanikliligiyla cok ustun bir GTI di ve avrupa da cok popiler olmustu, cok buyuk bir une kavusmus ve adeta efsanelesmisti.Bazi otomobil dergileri tarafindan yuz yilin yuz arabasi icinde secildi, en yuksek performansi veren en makul fiyatli araba olarakta secildi 205 in 1994 senesinde uretiminin bitmesiyle 205 in ununu devam ettircek sportif performansli bir araba bekleniyordu. Peugeot onceden GTi ibareli araclar uretti fakat bu onlardan cok daha farkliydi. 205 GTi, 1980'lerin sonunda cok buyuk bir ataga kalkmisti ve Avrupa'da cok meshur olmustu. Ozellikle yuksek performansli mini kategoride adi gecen birkac arabadan biriydi ve rakiplerinden cok ustundu. Bu sebeple yeni gelecek olan ve 205 serisinin devami olarak nitelendirilen 106 nin, XS serisinin daha guclu olan 106 GTI merakla bekleniyordu.Peugeot 106 GTi, 96 yilinin sonlarina dogru, yuksek performansli mini kategoriyi hedef alarak ckti. yuksek performans, modifiye edilmeye olan yatkinligi ve sundugu performansa gore makul olan fiyati ile basarili satis grafiklerine ulasti. Bu basaridaki en buyuk pay, kesinlikle 106GTI' in sundugu mukemmel surus zevkiydi... 106 GTI, sert kullanimda en zevkli araclardan biri olarak taninir ve yol tutustaki becerisiyle rakiplerinden siyrilir.Maksimum hizi olan 205km/h i rahat sekilde goruldugu gibi 220 kadranini deviriyor ve 100 km hiza ortalama 8 sn gibi bir zamanda ulasiyor.Yapilan bazi karsilastirmali testlerde virajlara Subaru Impreza, Lotus Elise hatta Diablo gibi araclardan daha hizli girebildigi gozlenmistir. Rahatlikla 7200 devir cevirebilen 106gti motoru performans calismalarina olan yatkinligiylada peugeot nun motor konusundaki ulastigi nokta ve motor konusundaki basarisi olarak nitelendirildi.
Asagidaki yazi OTO HABER dergisinin Peugeot modifiyesi uzerine yayinladigi ekinden 106GTI ile ilgili makaleden alinarak yayinlanmistir.
106 GTI Bence GTI sinifinin varolusundan beri uretilmis en basarili model. ustun sasi tasarimi, otomobili tren gibi ivmelendiren motor ve sanzimani, superspor otomobilleri geride birakan yol tutus ozellikleriyle Peugeot'nun urettigi en siki otomobillerden biriydi. Ithalatinin durmasi sebebiyle sadece ikinci elde ulasabilecegimiz 106 GTI, bildigim kadargyla hala Italya ve Yunanistan icin uretiliyor. Sigorta risk siniflandirilmalarinin yillik primleri belirledigi Avrupa ilkelerinde, yuksek primlerin arac satislarini dusurmemesi icin asagida tutmak isteyen PSA, modeli oncelikle S16 etiketiyle piyasaya surdu. Benzer nedenlerden Opel de Corsa GSI ve Astra GSI modellerini daha evcil bir gorunume kavusturmustu. cogumuzun da onaylayacagi gibi, S16 demek GTI demek degil. Satislarin istenilen rakamlara ulasamadigi ilkelerde, 205'ten sonra ozlemle beklenen performansli 106, GTI ismiyle yeniden lanse edildi. Kucuk bir etiket degisikligi ile satislar patladi. Otomobilin katalog verileri de yine sigorta primlerini dusuk tutmak adina oldugundan biraz asagida gosterilmisti.[
ulkemizde meraklilari tarafindan cok sevilse deuzucu sonucarla biten kazalar yuzunden kisa surede kotu bir imaj cizdi. bir spor otomobilin ulasamadigi yol tutus ozelliklerine sahip olmasiydi. Kullanici kitlesinin buyuk bir kismi ehliyetini yeni almis genclerdi ve 106 GTI kesinlikle bir surucunun sahip olacagi ilk otomobil degildi. Bir cok otomobille hayal bile edemeyecegimiz suratlerle viraja giren gencler nedeniyle tatsiz sonuclar dogdu ve ulkemizde viraj hakimiyeti olmayan otomobil olarak un saldi. Halbuki 1997'de Avrupa'da yapilan bir testte, en hizli viraja giren seri uretim otomobil secilmisti. Standart 106 GTI, test yapilan virajda 171 km/s'lik hiziyla Catherham Super Seven, Lotus Elise, BMW M3, Ferrari 456 GT gibi muthis otomobilleri ciddi hiz farklariyla geride birakmisti. Ingiltere'de olay olan bu test, 1997'nin ikinci yarisinda tekrarlandi ve 106 GTI, tahtini Ferrari 355 Berlinetta'ya kaptirdi Bu ilginc test deneyimlerinden sonra 106 pek cok teste tabi tutuldu, ornegin 520 beygir gucundeki Lamborghini Diablo ile yaptigi pist yarisini onde bitirerek hicbir kompakt otomobilin yapamadigini yapti...
***********************************
Sevgili dostlarım, sevgili Pug severler,
Genelde Peugeot denince akla gelen ilk modeli 106 gti oluyor, uygun fiyatları, çekici dizaynı, kolay modifiye olabilmesi, servis kolaylıkları vs gibi bir çok artı özelliği bünyesinde barındırdığı için başta İngiltere olmak üzere tüm Avrupa ülkelerinde en çok tercih edilen ‘hot-hatch’ kategorisindeki minik cep herkülüdür.
Asıl sizlerle paylaşmak istediğim temel konuya girmeden önce, 106 nedir nereden gelmedir, PUG kısaltmasını Peugeot ya kazandırma sebebi nedir, kısaca bir üzerinden geçmek isterim.
106 xsi ın 96 senesine kadar sağlamış olduğu başarı ve akabinde 306 xsi ile pazarda ciddi bir geri dönüş alan firma yetkilileri, bünyesinde hem xsi ın hacim avantajını hem de 306 nın teknik ve estetik birikimini ufak bir model üzerinde birleştirmeyi uygun gördüler ve ortaya 106 S 16 çıkmış oldu.
Aracın resmini ilk gördüğüm gün dün gibi aklımdadır, İstanbul caddebostan madonun karşısında halen duran, zamanında hiçbiryerde bulamadığım yabancı oto dergilerini satan gazete bayiinde ismini hatırlamadığım yabancı bir dergini kapağında karşılaşmıştık, ilk bakışta 306 gti ın makyajlandığını düşünmüştüm fakat yanımdaki arkadaşımın uyarısı ile dikkatli bakınca yeni 106 S 16 yazısını fark edip adeta oracıkta dona kalmıştım. 0-100 performansı olsun son sürat değerleri ve standart donanımı olsun, bir anda bu araç beni gerçekten büyülemişti. Küçücük bir aracın bu kadar iddialı bir şekilde bir anda piyasaya düşmesi bende dahil bir çok insanda şok etkisi yaratmıştı. Lansmanın akabinde yakın bir arkadaşım ilk 106 lardan birini Yıldırım otomotiv den satın almıştı, o günü de asla unutamam, bembeyaz bir 106 S 16, kapı kenarlarında kırmızı S 16 logoları, 34 BMB gerisini hatırlamıyorum sanırım 66 yada 77 idi. Araç maalesef bir ay sonra bostancı deniz otobüslerinin hemen önünde pert oldu, neyse anılara dalmayalım…. Peugeot tüm dünyada özellikle gti' larıyla ilgi toplayan bir firmadır. Bu gelenekten 405 (mi16)-309-205-106-306 ve 206 da nasibini almıştır. Tüm bu araçlar üretildikleri yıllarda ve hatta daha ileriki yıllarda dahi sınıflarında geçilmesi çok zor araçlar olmuştu . 91'li yıllarda 153 beygirlik bir 405 mi 16, 92' lerde 130 beygir 820 kiloluk 205 gti 1.9 bugün bile kabına sığmaz otomobiller. 96 sonu ve 97 sonu arasındaki 306 s16' lar da 5 vites ve 153 beygirlik motorlarıyla çok iyi performans veriyorlardı. Bu yıllarda daha da çok performansa yönelen firma, 97 yılı başında 950 kiloluk 120 beygirlik 106 gti modelini çıkarmıştı. 106'nın çıkmasıyla 306'nın satışlarının düşmesi üzerine firma, 97 yılı sonunda 306 modelini 167 beygir ile 6. vitese kavuşturmuştu. Bu yıllarda rakip firmalardan Opel'in 150 beygirlik spor görünümlü Astra' sı da çok özel bir arabaydı fakat bırakın Gti' ı 306 s16' nın dahi gerisinde kalıyordu. Corsa gsi ise o yıllarda spor görünümü ve 109 beygirli motoruyla 106' ların arkasında ancak nal topluyordu.
İşte bu yıllarda tüm bu gelişmeleri heyecanla takip ederken, bu araçlardan birini seçme zamanım gelmişti. Doğrusunu söylemek gerekirse önceleri benim gönlümden 150 beygirlik 95-97 arası bir Astra gsi veya 306 s16 geçiyordu. Fakat 106 nın ülkemize gelmesiyle ve testlerinin yapılmasıyla ilgim tamamen 106 üzerine toplandı. Aradığım tüm özellikler vardı bu araçta ve daha yeni olduğundan piyasada olmaması dolayısıyla kararımı 106' dan yana kullandım.
• Motor ve Performans
Aşağıdaki test verilerinden de görüldüğü gibi, 106' lar standart haliyle bile çok hızlı araçlardı.
2000 cm³ motorlu araçların havasını PSSS diye söndürüyordu bu "otoban fareleri".
Test verilerine göre 0-50 0-100 km/s hızlanmada, 0-400 m ivmelenmede, tüm esneklik testlerinde 106 daha hızlı.
Yukarıda da görüldüğü gibi 106 kendisinden daha güçlü arabalardan dahi daha hızlı olmasının yanında Bravo örneğinde olduğu gibi (%21) daha az yakıt tüketiyordu. Uygulanacak en ucuz modifiyelerle dahi aradaki farkı daha da açacak hale gelebiliyor 106' lar. Mesela, 3$ civarına uygulanacak düz boru ile kanvektör iptali (gaza basıldığında hava emiş sesi gelir egsozttan) ve 50$ civarındaki açık tip performans filtresiyle araç 135 beygir civarına ulaşıyor ve rakipleri hepten nal topluyorlardı.
Bravo veya diğerlerinin sevenleri alınmasın ama neden daha az vergi (uno'yla aynı yıllık vergi tutarı) ve daha az benzin parası verip daha hızlı gitmek varken; 2000 cm³ bir araba alıp 106 & Saxo'ların arka plakalarını ezberleyim??
NEDEN PUG? Pug kısaltması İngilizlerden doğmuştur, bulldog un daha tıknaz olan bir türüdür, minik ama son derece atak ve bir okadarda güçlü bir köpektir, bu bağ size zaten neden 106 ya Pug denildiğini kolayca açıklayabilmiştir.
NEDEN S 16 dan sonra GTİ ? Bunun iki sebebi var, birincisi Avrupa ülkelerinde kullanılan sigorta sistemi, GTI kategorisi araçların kasko değerleri, trafik sigortaları daha pahalıdır ve renklerine göre bile poliçe bedelleri değişmektedir, en pahalı renk kırmızı en ucuz renk beyazdır gibi…Bu kategorilendirme sırasında poliçelerde sorunlar yaşanmasından dolayı kod adı S 16 dan GTI ya çevrilmiştir.
Bir diğer sebep ise tamamen pazarlama taktiğidir, GTI fanatiklerinin hevesleri kırılmasın diye S 16 logosu kısa sürede GTI a çevrilmiştir ve ilginç bir nokta da aynı aracın bir kopyası olan Citroen, Peugeot ile yapılan anlaşma gereği modeline hiçbir zaman GTI ibaresi koyamamıştır ki bu bile citroen in aynı tekniğe sahip olmasına rağmen satış rakamlarının hep 106 nın gölgesinde kalmasına, makyajlanmasına bile sebep olmuş ama istenilen rakamlara ulaşılamamıştır.
GTI ın VTS LERDEN FARKI NEDİR? Aslında aralarında ciddi bir fark vardır, VTS lerin arka tekerlekleri aynı 306 gti larda olduğu gibi çok kısıtlı bir derecede de olsa hareketlidir fakat 106 lar da arka tekerleker sabittir.
S 16 ların Gti lardan ayrıldığı önemli bir noktada, ülkemize giriş yapmış olan S 16 ların neredeyse tamamı full aksesuar gelmiştir, aralarda çok nadir deri koltuksuz, sunroof suz model vardır… Ayrıca S 16 lardan sonra yan kapılardaki siyah kalın çıtalar kaldırılmıştır.
106 MI HIZLIDIR YOKSA VTS Mİ? Bu soruya verilebilecek en basit cevap, piyasadaki VTS lerin hepsi full aksesuar satışa çıkmıştır fakat 106 lar da durum farklıdır, klimalı klimasız, çift airbag tek airbag vs gibi bir çok opsiyon vardır. Üzerinde klima olmayan bir 106 nın klimalı olana göre bile ciddi bir kilo farkı olduğunu düşünürseniz, neden VTS lerin genelde hep bir adım geriden geldiklerini de kolayca anlayabilirsiniz….
106 S 16 lar ilgili önemli bir konu ise piyasaya ilk giren araçların hepsindeki klasik senkromenc arızasıdır, o dönemdeki tüm modellerin şanzımanlarında aynı tip arızalar yaşanmış ve yeni modellerin parçaları ile revize edilmişlerdir, bu durum içinde bulunduğumuz senelerde artık tamamen ortadan kalkmıştır ama yine de ek bilgi olarak üzerinden bir defa daha geçmekte fayda gördüm.
106 GTI LARIN SİS FARLARI NEDEN FABRİKA ÇIKIŞI KULLANIMA KAPALI?
Bunun sebebi onların aslında sis farı amaçlı oraya yerleştirilmemiş olmaları, Avrupada sol sadece belirli bir süratin üzerinde araçlar kullanabiliyor, 106 mız otobanda gerektiği zaman kolay yol hakkı elde edebilsin diye bu 'delici farlar' sellektör sırasında kararlı bir şekilde yol isteyebilsin diye Fransız mühendisler tarafından tasarlanmış. Boyutları sebebiyle aracı dikiz aynasında küçük görüp yol vermek istemeyecek yada yol istediğini fark edemeyecek diğer sürücüler için etkili bir çözüm olduğu kesin.
Zaten bu sebepten dolayı sis farları standart 106 larda sadece sellektör atıldığı sırada devreye girebilmektedir ve diğer sis farları gibi yanları değil direk aracın önünü aydınlatmaktadırlar.
peugeot106gtisrs.jpg (Dosya Boyutu: 105.74 KB / İndirme Sayısı: 13)
]]><![CDATA[Bu Ford Focus Kükrüyor!]]>
https://eylulforum.com/konu-bu-ford-focus-kukruyor
Sun, 13 Mar 2011 22:11:11 +0200https://eylulforum.com/konu-bu-ford-focus-kukruyor
Yeni Ford Focusun 180 PS gücündeki 1.6L EcoBoost benzinli motoruna yapılan akustik ayarla, ani hızlanmalarda etkileyici ve spor bir kükreme efekti elde edildi.
Kullanılan özel teknoloji, istenmeyen motor gürültülerini filtre ederken, kulağa hoş gelen sesleri otomobilin içine vererek sürücünün keyfini en üst düzeye çıkarıyor.
Mayıs ayı itibariyle Türkiye’de de satışa sunulacak olan Yeni Ford Focus’un 180 PS gücündeki 1.6L EcoBoost motoru, sürüş keyfinin daha da üst seviyelere çıkartılması için özel akustik çalışmalarına tabi tutuldu. Yüksek basınçlı direkt enjeksiyon, düşük atalet momentli turboşarj ve çift bağımsız değişken kam zamanlaması gibi teknolojileriyle öne çıkan EcoBoost motorun sesi özel çalışmalarla optimize edildi.
Küçük, hafif ve ekonomik olmasına rağmen, EcoBoost’a büyük motorların gücünü ve torkunu sağlayan motorun turboşarj ünitesi, motorun doğal sesini kaçınılmaz şekilde kesiyor, özellikle de yüksek devir aralıklarında. Turboşarj özelliğine sahip bir otomobilde gaz pedalına yüklenilse bile, turbonun ıslığı andıran sesi sürücüye keyif veren motor sesini bastırabiliyor.
Ford mühendisleri, yeni Focus’ta bu işitsel zaafı 1.6L EcoBoost motoruna “ses symposer” adı verilen, küçük ama çok etkili bir cihaz ekleyerek aştılar. Symposer, motordan çıkan güzel frekansları hava giriş sisteminden toplayan ve daha sonra da bu frekansları doğrudan kabine gönderen bir ses kutusu.
Ford mühendislerinden Ralf Heinrichs bu sistemi şöyle açıklıyor: “Bütün motorların kendi ses karakteri vardır ve bu karakteri belirleyen egzoz ve/veya emme sistemidir. Tipik olarak düşük devirlerde motor sesini egzoz sistemi belirlerken yüksek devir aralıklarında motorun kendine özgü sesini ortaya çıkar.”
“Turboşarjlı motorlarda turbo, emme sisteminin entegre bir parçasıdır ve turbo yüksek hızlara çıktığında ıslık sesi baskın hale geldiği için indüksiyonun sesini kapatır.”
“Heyecan verici indüksiyon sesini yeniden yakalamak veya yeniden yaratmak zorundaydık ve symposer ile yaptığımız, emme sistemi içinde turbodan gelen motor titreşimlerini yakalayarak doğrudan kabine gönderip güzel ve spor bir kükreme sesi elde etmek oldu.”
Symposer sadece 60 x 50 x 40 mm boyutlarında ve içinde dört oda bulunuyor - Motor tarafında iki ve çıkış kısmında da iki oda. Odalar hareketli bir kapakla birbirinden ayrılıyor. Ani hızlanmalarda emme sistemi veya motor tarafında oluşan titreşimler döner kapakla buluşarak ses dalgaları oluşturuyor ve bu ses dalgaları çıkış odalarına aktarılıyor. Bu titreşimler daha sonra bir ses borusu aracılığıyla motor ile kabin arasındaki bölme panelini geçip kabine ulaşıyor.
Heinrichs, “Basit anlatımla symposer, sinyal gürültü oranını değiştirerek, motor sesini yeniden üretiyor. Symposer cihazımız; titreşim frekansı, yani ses dalgalarının frekansı 250 ile 450 Hz arasında olduğu zaman harekete geçiyor” diye ekliyor.
Ford’un symposer cihazı çok çeşitli ayarlar yapılmasına olanak sağlıyor. Frekans aralığının yanı sıra ses geri bildiriminin duyarlılığı da ayarlanabilir.
Heinrichs şöyle açıklıyor: “Bu teknolojiyi başlangıçta 2005 model Focus ST için geliştirmiştik. Focus RS ve Focus RS 500’de de bu özellik bulunuyor. Bu araçların her ikisinde, symposer ayarının agresif seviyelerde olmasından dolayı çok yüksek bir ses geri bildirimi, yani geniş bir ses penceresi bulunuyor. Yeni Focus’ın 1.6L EcoBoost motoru daha mütevazı bir seviyede ayarlandı ama, mevcut Focus’a göre çok daha fazla geri bildirim sağlıyor.”
Ford’un ses symposer cihazının en büyük avantajı, sesin saflığından ödün vermemesi. Gerçekten de motorun sesi çalışma koşullarının çoğunda çok düşüktür.
Heinrichs ve ekibi, son derece hassas ekipmanlar kullanarak ses symposer'ın sadece gerektiğinde devreye girmesini ve verdiği gürültü sesinin keyifli olmakla birlikte rahatsız edici olmamasını sağladılar.
Heinrichs, “Felsefemiz her zaman otomobilin düşük ve orta devirlerde rafine bir ses vermesi; ancak yüksek devirlerde ise spor ve güçlü bir ses vermesi gerektiğidir… Motor sesi hiçbir zaman kulakları zorlamamalıdır. Ses symposer cihazımız sadece yüksek devirlerde devreye giriyor ve otoyol hızlarında bile motor sesi asla zorlayıcı değil. Ses symposer’ı her türlü sesi üretecek şekilde ayarlayabilirsiniz. Bizim kendi cihazımızı nasıl ayarladığımız ise çok iyi korunan bir sırdır.”
1.6-litre EcoBoost hakkında bilgi ve istatistikler
• Yeni Focus’un 1.6L EcoBoost motorunda bulunan direkt enjeksiyon sistemi, yakıtı her silindire küçük ve hassas miktarlarda, 200 bara kadar ulaşan basınçlarla enjekte ediyor - damlacık büyüklüğü tipik olarak 0,02 mm’den yani insan saçı teli genişliğinin beşte birinden daha küçük.
• Motorun düşük atalet momentli turboşarjı dakikada 200.000 devrin üzerine çıkıyor ve egzoz gazı sıcaklığını 900 santigrad derecenin üstüne yükseltebiliyor.
• 1.6L EcoBoost Ford’un Galler’deki Bridgend Motor Fabrikası’nda üretiliyor ve C-MAX, Grand C-MAX , Mondeo ve S-MAX modellerinde de kullanılıyor.
• 1.6L EcoBoost’un oldukça değiştirilmiş bir versiyonu, şirket adına 2011 Dünya Ralli Şampiyonası’na katılacak Fiesta RS WRC’de kullanılacak.
Güzel ses performansıyla ön plana çıkan Ford modelleri
• 1970 Ford Escort RS1600
• 1972 Ford Capri 3000GT
• 1986 Ford Sierra RS Cosworth
• 1994 Ford MondeoV6
• 2005 Ford Focus ST]]>
Yeni Ford Focusun 180 PS gücündeki 1.6L EcoBoost benzinli motoruna yapılan akustik ayarla, ani hızlanmalarda etkileyici ve spor bir kükreme efekti elde edildi.
Kullanılan özel teknoloji, istenmeyen motor gürültülerini filtre ederken, kulağa hoş gelen sesleri otomobilin içine vererek sürücünün keyfini en üst düzeye çıkarıyor.
Mayıs ayı itibariyle Türkiye’de de satışa sunulacak olan Yeni Ford Focus’un 180 PS gücündeki 1.6L EcoBoost motoru, sürüş keyfinin daha da üst seviyelere çıkartılması için özel akustik çalışmalarına tabi tutuldu. Yüksek basınçlı direkt enjeksiyon, düşük atalet momentli turboşarj ve çift bağımsız değişken kam zamanlaması gibi teknolojileriyle öne çıkan EcoBoost motorun sesi özel çalışmalarla optimize edildi.
Küçük, hafif ve ekonomik olmasına rağmen, EcoBoost’a büyük motorların gücünü ve torkunu sağlayan motorun turboşarj ünitesi, motorun doğal sesini kaçınılmaz şekilde kesiyor, özellikle de yüksek devir aralıklarında. Turboşarj özelliğine sahip bir otomobilde gaz pedalına yüklenilse bile, turbonun ıslığı andıran sesi sürücüye keyif veren motor sesini bastırabiliyor.
Ford mühendisleri, yeni Focus’ta bu işitsel zaafı 1.6L EcoBoost motoruna “ses symposer” adı verilen, küçük ama çok etkili bir cihaz ekleyerek aştılar. Symposer, motordan çıkan güzel frekansları hava giriş sisteminden toplayan ve daha sonra da bu frekansları doğrudan kabine gönderen bir ses kutusu.
Ford mühendislerinden Ralf Heinrichs bu sistemi şöyle açıklıyor: “Bütün motorların kendi ses karakteri vardır ve bu karakteri belirleyen egzoz ve/veya emme sistemidir. Tipik olarak düşük devirlerde motor sesini egzoz sistemi belirlerken yüksek devir aralıklarında motorun kendine özgü sesini ortaya çıkar.”
“Turboşarjlı motorlarda turbo, emme sisteminin entegre bir parçasıdır ve turbo yüksek hızlara çıktığında ıslık sesi baskın hale geldiği için indüksiyonun sesini kapatır.”
“Heyecan verici indüksiyon sesini yeniden yakalamak veya yeniden yaratmak zorundaydık ve symposer ile yaptığımız, emme sistemi içinde turbodan gelen motor titreşimlerini yakalayarak doğrudan kabine gönderip güzel ve spor bir kükreme sesi elde etmek oldu.”
Symposer sadece 60 x 50 x 40 mm boyutlarında ve içinde dört oda bulunuyor - Motor tarafında iki ve çıkış kısmında da iki oda. Odalar hareketli bir kapakla birbirinden ayrılıyor. Ani hızlanmalarda emme sistemi veya motor tarafında oluşan titreşimler döner kapakla buluşarak ses dalgaları oluşturuyor ve bu ses dalgaları çıkış odalarına aktarılıyor. Bu titreşimler daha sonra bir ses borusu aracılığıyla motor ile kabin arasındaki bölme panelini geçip kabine ulaşıyor.
Heinrichs, “Basit anlatımla symposer, sinyal gürültü oranını değiştirerek, motor sesini yeniden üretiyor. Symposer cihazımız; titreşim frekansı, yani ses dalgalarının frekansı 250 ile 450 Hz arasında olduğu zaman harekete geçiyor” diye ekliyor.
Ford’un symposer cihazı çok çeşitli ayarlar yapılmasına olanak sağlıyor. Frekans aralığının yanı sıra ses geri bildiriminin duyarlılığı da ayarlanabilir.
Heinrichs şöyle açıklıyor: “Bu teknolojiyi başlangıçta 2005 model Focus ST için geliştirmiştik. Focus RS ve Focus RS 500’de de bu özellik bulunuyor. Bu araçların her ikisinde, symposer ayarının agresif seviyelerde olmasından dolayı çok yüksek bir ses geri bildirimi, yani geniş bir ses penceresi bulunuyor. Yeni Focus’ın 1.6L EcoBoost motoru daha mütevazı bir seviyede ayarlandı ama, mevcut Focus’a göre çok daha fazla geri bildirim sağlıyor.”
Ford’un ses symposer cihazının en büyük avantajı, sesin saflığından ödün vermemesi. Gerçekten de motorun sesi çalışma koşullarının çoğunda çok düşüktür.
Heinrichs ve ekibi, son derece hassas ekipmanlar kullanarak ses symposer'ın sadece gerektiğinde devreye girmesini ve verdiği gürültü sesinin keyifli olmakla birlikte rahatsız edici olmamasını sağladılar.
Heinrichs, “Felsefemiz her zaman otomobilin düşük ve orta devirlerde rafine bir ses vermesi; ancak yüksek devirlerde ise spor ve güçlü bir ses vermesi gerektiğidir… Motor sesi hiçbir zaman kulakları zorlamamalıdır. Ses symposer cihazımız sadece yüksek devirlerde devreye giriyor ve otoyol hızlarında bile motor sesi asla zorlayıcı değil. Ses symposer’ı her türlü sesi üretecek şekilde ayarlayabilirsiniz. Bizim kendi cihazımızı nasıl ayarladığımız ise çok iyi korunan bir sırdır.”
1.6-litre EcoBoost hakkında bilgi ve istatistikler
• Yeni Focus’un 1.6L EcoBoost motorunda bulunan direkt enjeksiyon sistemi, yakıtı her silindire küçük ve hassas miktarlarda, 200 bara kadar ulaşan basınçlarla enjekte ediyor - damlacık büyüklüğü tipik olarak 0,02 mm’den yani insan saçı teli genişliğinin beşte birinden daha küçük.
• Motorun düşük atalet momentli turboşarjı dakikada 200.000 devrin üzerine çıkıyor ve egzoz gazı sıcaklığını 900 santigrad derecenin üstüne yükseltebiliyor.
• 1.6L EcoBoost Ford’un Galler’deki Bridgend Motor Fabrikası’nda üretiliyor ve C-MAX, Grand C-MAX , Mondeo ve S-MAX modellerinde de kullanılıyor.
• 1.6L EcoBoost’un oldukça değiştirilmiş bir versiyonu, şirket adına 2011 Dünya Ralli Şampiyonası’na katılacak Fiesta RS WRC’de kullanılacak.
Güzel ses performansıyla ön plana çıkan Ford modelleri
• 1970 Ford Escort RS1600
• 1972 Ford Capri 3000GT
• 1986 Ford Sierra RS Cosworth
• 1994 Ford MondeoV6
• 2005 Ford Focus ST]]><![CDATA[Kazayı Engelleyen Otomobil Koltuğu!]]>
https://eylulforum.com/konu-kazayi-engelleyen-otomobil-koltugu
Sun, 13 Mar 2011 22:08:36 +0200https://eylulforum.com/konu-kazayi-engelleyen-otomobil-koltugu
Otomobil sektöründeki gelişim, ölümcül kazaların asla gerçekleşmemesine odaklandı. Yeni proje ise sürücüyü uyaran koltuk.
Başımızı çevirdiğimiz her an otomobil yapımcılarının, yepyeni gelişmelere imza attığını görüyoruz. Güvenlik şu anda üreticilerin bir numaralı önceliği. Yale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nden Profesör John Marrell, Ford ve GM'in ilgisini çeken ilginç bir buluşa imza attı: Sürücüyü uyaran titreşimli koltuk. Sistemde bulunan sensörler öndeki, yanlardaki ve çaprazdaki otomobil ile sürülen araç arasındaki mesafeyi hesaplıyor.
Eğer gereğinden fazla bir yakınlaşma tespit edilirse sürücü önce sesli, sonra da titreşimli olarak uyarılıyor. Proje, şimdilik geliştirme aşamasında olmasına rağmen, bazı araç firmaları maddi destek vermeye hazır olduklarını açıkladı. Teknolojinin bir yıl içinde pek çok model de yer alması bekleniyor.]]>
Otomobil sektöründeki gelişim, ölümcül kazaların asla gerçekleşmemesine odaklandı. Yeni proje ise sürücüyü uyaran koltuk.
Başımızı çevirdiğimiz her an otomobil yapımcılarının, yepyeni gelişmelere imza attığını görüyoruz. Güvenlik şu anda üreticilerin bir numaralı önceliği. Yale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nden Profesör John Marrell, Ford ve GM'in ilgisini çeken ilginç bir buluşa imza attı: Sürücüyü uyaran titreşimli koltuk. Sistemde bulunan sensörler öndeki, yanlardaki ve çaprazdaki otomobil ile sürülen araç arasındaki mesafeyi hesaplıyor.
Eğer gereğinden fazla bir yakınlaşma tespit edilirse sürücü önce sesli, sonra da titreşimli olarak uyarılıyor. Proje, şimdilik geliştirme aşamasında olmasına rağmen, bazı araç firmaları maddi destek vermeye hazır olduklarını açıkladı. Teknolojinin bir yıl içinde pek çok model de yer alması bekleniyor.]]><![CDATA[En Hızlı Maserati Bu Yaz Türkiye'de]]>
https://eylulforum.com/konu-en-hizli-maserati-bu-yaz-turkiye-de
Sun, 06 Mar 2011 12:28:45 +0200https://eylulforum.com/konu-en-hizli-maserati-bu-yaz-turkiye-de
Cenevre Otomobil Fuarı'nda tanıtılan ''en hızlı'' Maserati GranCabrio bu yaz Türkiye'ye 2 adetlik ülke kotası ile gelecek.
Maserati'nin dört koltuklu ve katlanabilir tavanlı yeni modeli Maserati GranCabrio'nun Sport versiyonu, Cenevre Otomobil Fuarı'nda ilk kez sergilendi.
Maserati GranCabrio Sport, 450 HP güç üreten 4.7 litrelik V8 motor, MC Auto Shift yazılımlı 6 ileri otomatik şanzıman, daha sportif ayarlı Skyhook aktif süspansiyon sistemi ve İtalya'nın ulusal kırmızı renklerinden esinlenerek gövde rengi seçeneklerine eklenen yarış tipi kırmızısı (Rosso Trionfale) gibi farklılıklarıyla dikkati çekiyor.
Sadece 2 adetlik ülke kotasıyla ve yaklaşık 270 bin avroluk fiyatla TOFAŞ çatısı altındaki FerMas tarafından Türkiye'de siparişe açılan Maserati GranCabrio Sport, yaz aylarında ilk sahiplerine teslim edilecek.
Maserati GranCabrio Sport, görsel açıdan diğer Maserati GranCabrio versiyonlarından siyah renkli ızgara ve beyaz yan çizgilerle sarılmış siyah renkli dış kaplamaya sahip farlarıyla ilk bakışta ayrılıyor.
1950'li yılların Maserati yarış otomobillerinde kullanılan ve aynı zamanda İtalya'nın ulusal renklerinden esinlenerek gövde rengi seçeneklerine eklenen yeni yarış tipi kırmızısı (Rosso Trionfale) seçeneği de yine araçta sunulan görsel yeniliklerin arasında yer alıyor.
Kumaş katlanabilir tavana sahip Maserati GranCabrio Sport, 2940 mm'lik aks mesafesiyle aynı zamanda sınıfının arka koltukta yolcularına en uzun diz mesafesi sağlayan modeli olarak farkını ortaya koyuyor.
Maserati Quattroporte ve GranTurismo modelleri gibi Pininfarina imzası taşıyan Maserati GranCabrio Sport, 4.7 litrelik V8 motorun daha güçlü ve yakıt tüketimi yönünden daha verimli bir versiyonu ile hayat buluyor.
450 HP güç ve 510 Nm tork üreten bu motor, Maserati'nin ''Sürtünme Azaltım Programı'' sayesinde yüzde 6 oranında daha fazla yakıt ekonomisi sağlayabiliyor. 285 km/s'lik maksimum hıza erişen Maserati GranCabrio Sport, MC Auto Shift yazılımıyla donatılmış 6 ileri otomatik şanzımanıyla da dikkati çekiyor.]]>
Cenevre Otomobil Fuarı'nda tanıtılan ''en hızlı'' Maserati GranCabrio bu yaz Türkiye'ye 2 adetlik ülke kotası ile gelecek.
Maserati'nin dört koltuklu ve katlanabilir tavanlı yeni modeli Maserati GranCabrio'nun Sport versiyonu, Cenevre Otomobil Fuarı'nda ilk kez sergilendi.
Maserati GranCabrio Sport, 450 HP güç üreten 4.7 litrelik V8 motor, MC Auto Shift yazılımlı 6 ileri otomatik şanzıman, daha sportif ayarlı Skyhook aktif süspansiyon sistemi ve İtalya'nın ulusal kırmızı renklerinden esinlenerek gövde rengi seçeneklerine eklenen yarış tipi kırmızısı (Rosso Trionfale) gibi farklılıklarıyla dikkati çekiyor.
Sadece 2 adetlik ülke kotasıyla ve yaklaşık 270 bin avroluk fiyatla TOFAŞ çatısı altındaki FerMas tarafından Türkiye'de siparişe açılan Maserati GranCabrio Sport, yaz aylarında ilk sahiplerine teslim edilecek.
Maserati GranCabrio Sport, görsel açıdan diğer Maserati GranCabrio versiyonlarından siyah renkli ızgara ve beyaz yan çizgilerle sarılmış siyah renkli dış kaplamaya sahip farlarıyla ilk bakışta ayrılıyor.
1950'li yılların Maserati yarış otomobillerinde kullanılan ve aynı zamanda İtalya'nın ulusal renklerinden esinlenerek gövde rengi seçeneklerine eklenen yeni yarış tipi kırmızısı (Rosso Trionfale) seçeneği de yine araçta sunulan görsel yeniliklerin arasında yer alıyor.
Kumaş katlanabilir tavana sahip Maserati GranCabrio Sport, 2940 mm'lik aks mesafesiyle aynı zamanda sınıfının arka koltukta yolcularına en uzun diz mesafesi sağlayan modeli olarak farkını ortaya koyuyor.
Maserati Quattroporte ve GranTurismo modelleri gibi Pininfarina imzası taşıyan Maserati GranCabrio Sport, 4.7 litrelik V8 motorun daha güçlü ve yakıt tüketimi yönünden daha verimli bir versiyonu ile hayat buluyor.
450 HP güç ve 510 Nm tork üreten bu motor, Maserati'nin ''Sürtünme Azaltım Programı'' sayesinde yüzde 6 oranında daha fazla yakıt ekonomisi sağlayabiliyor. 285 km/s'lik maksimum hıza erişen Maserati GranCabrio Sport, MC Auto Shift yazılımıyla donatılmış 6 ileri otomatik şanzımanıyla da dikkati çekiyor.]]><![CDATA[Ferrari FF, 2011 Yazında Türkiye'de!]]>
https://eylulforum.com/konu-ferrari-ff-2011-yazinda-turkiye-de
Sun, 06 Mar 2011 12:00:57 +0200https://eylulforum.com/konu-ferrari-ff-2011-yazinda-turkiye-de
Otomobil siparişini veren Türkün ismi açıklanmaz iken, Ferrari FF için 500.000 Euroluk bir servetten vazgeçtiği açıklandı.
Üretimini gerçekleştirdiği lüks ve spor tasarımlı otomobilleriyle birlikte tanıdığımız Ferrari firmasının ilk dört tekerlekten çekişli süper spor modeli Ferrari FF’nin ilk ön siparişi alındı.
2011 yaz aylarından itibaren global pazara merhaba diyecek olan 660 HP güç üreten V12 motoru ve 3.7 saniyede tamamladığı 0-100 km/s hızlanmasıyla dikkatleri üzerine çekecek olan modelin, fiyat etiketi ise 500.000 Euro’dan başlıyor.]]>
Otomobil siparişini veren Türkün ismi açıklanmaz iken, Ferrari FF için 500.000 Euroluk bir servetten vazgeçtiği açıklandı.
Üretimini gerçekleştirdiği lüks ve spor tasarımlı otomobilleriyle birlikte tanıdığımız Ferrari firmasının ilk dört tekerlekten çekişli süper spor modeli Ferrari FF’nin ilk ön siparişi alındı.
2011 yaz aylarından itibaren global pazara merhaba diyecek olan 660 HP güç üreten V12 motoru ve 3.7 saniyede tamamladığı 0-100 km/s hızlanmasıyla dikkatleri üzerine çekecek olan modelin, fiyat etiketi ise 500.000 Euro’dan başlıyor.]]><![CDATA[bu araç kaçırılmaz]]>
https://eylulforum.com/konu-bu-arac-kacirilmaz
Sun, 06 Mar 2011 10:51:05 +0200https://eylulforum.com/konu-bu-arac-kacirilmazhttp://www.milliyet.com.tr/fotogaleri/43...-secildi/2]]>http://www.milliyet.com.tr/fotogaleri/43...-secildi/2]]><![CDATA[Dünyanın en pahalı arabaları]]>
https://eylulforum.com/konu-dunyanin-en-pahali-arabalari
Mon, 21 Feb 2011 19:35:21 +0200https://eylulforum.com/konu-dunyanin-en-pahali-arabalari
Rolls-Royce Phantom Drophead Coupe: 447,000 dolar
Rakamlar Amerika Birleşik Devletleri'ndeki satış fiyatı
Lamborghini Murcielago LP670-4 SuperVeloce: 455,000 dolar
Ferrari SA Aperta: 520,000 dolar
LeBlanc Mirabeau: 728,000 dolar
SSC Ultimate Aero: 750,000 dolar
Ferrari F70: 870,000 dolar (tahmini)
Pagani Zonda C9: 1.3 milyon dolar (tahmini)
Maybach Landaulet: 1.405 milyon dolar
Bugatti Veyron Super Sport: 2.6 milyon dolar
Koenigsegg Agera: 1.5 milyon dolar (tahmini) Kaynak]]>
Rolls-Royce Phantom Drophead Coupe: 447,000 dolar
Rakamlar Amerika Birleşik Devletleri'ndeki satış fiyatı
Lamborghini Murcielago LP670-4 SuperVeloce: 455,000 dolar
Ferrari SA Aperta: 520,000 dolar
LeBlanc Mirabeau: 728,000 dolar
SSC Ultimate Aero: 750,000 dolar
Ferrari F70: 870,000 dolar (tahmini)
Pagani Zonda C9: 1.3 milyon dolar (tahmini)
Maybach Landaulet: 1.405 milyon dolar
Bugatti Veyron Super Sport: 2.6 milyon dolar
Koenigsegg Agera: 1.5 milyon dolar (tahmini) Kaynak]]><![CDATA[Formula 1 Türkiye Grand Prix'si 2010]]>
https://eylulforum.com/konu-formula-1-turkiye-grand-prix-si-2010
Sun, 30 May 2010 18:59:18 +0300https://eylulforum.com/konu-formula-1-turkiye-grand-prix-si-2010Formula 1 Türkiye Grand Prix'si...
-FORMULA 1 TÜRKİYE GRAND PRİX'Sİ... -HAMILTON İSTANBUL PARK'TAKİ İLK BİRİNCİLİĞİNİ ALIRKEN, VODAFONE MCLAREN MERCEDES DE BU SEZON İKİNCİ KEZ DUBLE YAPTI.
-FORMULA 1 TÜRKİYE GRAND PRİX'Sİ...
-HAMILTON İSTANBUL PARK'TAKİ İLK BİRİNCİLİĞİNİ
ALIRKEN, VODAFONE MCLAREN MERCEDES DE BU SEZON
İKİNCİ KEZ DUBLE YAPTI
-HAMILTON 321.4 KİLOMETRE İLE YARIŞIN EN YÜKSEK
HIZA ULAŞAN PİLOTU OLURKEN, KARİYERİNDEKİ 12.
BİRİNCİLİĞE ULAŞTI
-YARIŞIN EN İYİ TUR ZAMANINI RUS PETROV ELDE ETTİ
-FERRARI, 800. YARIŞINDA PODYUM GÖREMEDİ
İSTANBUL (A.A) - 30.05.2010
- Formula 1 Türkiye Grand Prix'sinde zafere ulaşan Vodafone McLaren Mercedes pilotu Lewis Hamilton, İstanbul Park'ta ilk kez birincilik kürsüsüne çıktı.
Daha önce İstanbul'da 2008 yılında Felipe Massa'nın ardından ikinci olarak podyuma çıkan Hamilton, ilk kez Türkiye'de zafere ulaşmış oldu. İngiliz pilot, İstanbul'da ilk yarıştığı 2007'de 5'inci, geçen yıl ise 13. olabilmişti.
İstanbul Park'ta daha önce Kimi Raikkonen, Felipe Massa (3) ve Jenson Button birinci olmuştu.
-MCLAREN MERCEDES'İN İKİNCİ DUBLESİ-
Yarışta ilk iki sırayı alan Vodafone McLaren Mercedes, bu sezon ikinci 'duble'sine ulaştı.
Vodafone McLaren Mercedes, bu sezon Çin Grand Prix'sinde de 1. olan Button ve 2. sırada yer alan Hamilton ile 'duble' yapmıştı.
-HAMILTON'IN 12. GRAND PRIX ZAFERİ-
Lewis Hamilton, İstanbul'daki birinciliğiyle kariyerindeki 12. Grand Prix zaferine ulaştı.
İstanbul'da 59. Grand Prix'sine çıkan Hamilton, 12. kez podyumun en tepesine çıktı.
-EN YÜKSEK HIZ DA HAMILTON'DA-
Yarışta en yüksek hıza çıkan pilot da Lewis Hamilton oldu.
Hamilton, yarış sırasında 321.4 kilometre hızla ilk sırayı alırken, Red Bull Recing'in Alman pilotu Sebastian Vettel 313.9 ile ikinci, Toro Rosso takımının İspanyol pilotu Jaime Alguersuari ise 313.2 kilometre ile üçüncü sırada yer aldı.
-EN HIZLI TUR ZAMANI PETROV'UN-
Formula 1 Türkiye Grand Prix'sinde en hızlı tur zamanına ise yarışı 15. sırada tamamlayan Rus pilot Vitaly Petrov ulaştı.
Renault takımı pilotu, 57. turda 1.29.165'lik tur zamanı yapıp en hızlı tur zamanına sahip oldu.
Bu Petrov'un kariyerindeki ilk en hızlı tur zamanı oldu.
-SCHUMACHER, BU SEZONKİ EN İYİ DERECESİNİ TEKRARLADI-
Verdiği aranın ardından bu sene yeniden F1'e dönen Alman Michael Schumacher, bu sezonki en iyi derecesini İstanbul'da tekrarladı.
Daha önce İspanya Grand Prix'sini de 4. sırada tamamlayan Schumacher, İstanbul'da da 4. oldu.
Alman pilot, Bahreyn'de 6, Avustralya'da 10. olurken, Malezyada ise yarışı bitirememişti. Schumacher, daha sonra Çin'de 10, İspanya'da 4 ve 12. olduktan sonra Türkiye'de yine 4. sıraya yükseldi.
-FERRARİ'LER 800. YARIŞTA PODYUM GÖREMEDİ-
İstanbul Park'ta bugün 800. yarışına çıkan Ferrari ise podyum göremedi.
Ferrari pilotlarından Felipe Massa 7'nci, Fernando Alonso ise 8. olabildi.]]>Formula 1 Türkiye Grand Prix'si...
-FORMULA 1 TÜRKİYE GRAND PRİX'Sİ... -HAMILTON İSTANBUL PARK'TAKİ İLK BİRİNCİLİĞİNİ ALIRKEN, VODAFONE MCLAREN MERCEDES DE BU SEZON İKİNCİ KEZ DUBLE YAPTI.
-FORMULA 1 TÜRKİYE GRAND PRİX'Sİ...
-HAMILTON İSTANBUL PARK'TAKİ İLK BİRİNCİLİĞİNİ
ALIRKEN, VODAFONE MCLAREN MERCEDES DE BU SEZON
İKİNCİ KEZ DUBLE YAPTI
-HAMILTON 321.4 KİLOMETRE İLE YARIŞIN EN YÜKSEK
HIZA ULAŞAN PİLOTU OLURKEN, KARİYERİNDEKİ 12.
BİRİNCİLİĞE ULAŞTI
-YARIŞIN EN İYİ TUR ZAMANINI RUS PETROV ELDE ETTİ
-FERRARI, 800. YARIŞINDA PODYUM GÖREMEDİ
İSTANBUL (A.A) - 30.05.2010
- Formula 1 Türkiye Grand Prix'sinde zafere ulaşan Vodafone McLaren Mercedes pilotu Lewis Hamilton, İstanbul Park'ta ilk kez birincilik kürsüsüne çıktı.
Daha önce İstanbul'da 2008 yılında Felipe Massa'nın ardından ikinci olarak podyuma çıkan Hamilton, ilk kez Türkiye'de zafere ulaşmış oldu. İngiliz pilot, İstanbul'da ilk yarıştığı 2007'de 5'inci, geçen yıl ise 13. olabilmişti.
İstanbul Park'ta daha önce Kimi Raikkonen, Felipe Massa (3) ve Jenson Button birinci olmuştu.
-MCLAREN MERCEDES'İN İKİNCİ DUBLESİ-
Yarışta ilk iki sırayı alan Vodafone McLaren Mercedes, bu sezon ikinci 'duble'sine ulaştı.
Vodafone McLaren Mercedes, bu sezon Çin Grand Prix'sinde de 1. olan Button ve 2. sırada yer alan Hamilton ile 'duble' yapmıştı.
-HAMILTON'IN 12. GRAND PRIX ZAFERİ-
Lewis Hamilton, İstanbul'daki birinciliğiyle kariyerindeki 12. Grand Prix zaferine ulaştı.
İstanbul'da 59. Grand Prix'sine çıkan Hamilton, 12. kez podyumun en tepesine çıktı.
-EN YÜKSEK HIZ DA HAMILTON'DA-
Yarışta en yüksek hıza çıkan pilot da Lewis Hamilton oldu.
Hamilton, yarış sırasında 321.4 kilometre hızla ilk sırayı alırken, Red Bull Recing'in Alman pilotu Sebastian Vettel 313.9 ile ikinci, Toro Rosso takımının İspanyol pilotu Jaime Alguersuari ise 313.2 kilometre ile üçüncü sırada yer aldı.
-EN HIZLI TUR ZAMANI PETROV'UN-
Formula 1 Türkiye Grand Prix'sinde en hızlı tur zamanına ise yarışı 15. sırada tamamlayan Rus pilot Vitaly Petrov ulaştı.
Renault takımı pilotu, 57. turda 1.29.165'lik tur zamanı yapıp en hızlı tur zamanına sahip oldu.
Bu Petrov'un kariyerindeki ilk en hızlı tur zamanı oldu.
-SCHUMACHER, BU SEZONKİ EN İYİ DERECESİNİ TEKRARLADI-
Verdiği aranın ardından bu sene yeniden F1'e dönen Alman Michael Schumacher, bu sezonki en iyi derecesini İstanbul'da tekrarladı.
Daha önce İspanya Grand Prix'sini de 4. sırada tamamlayan Schumacher, İstanbul'da da 4. oldu.
Alman pilot, Bahreyn'de 6, Avustralya'da 10. olurken, Malezyada ise yarışı bitirememişti. Schumacher, daha sonra Çin'de 10, İspanya'da 4 ve 12. olduktan sonra Türkiye'de yine 4. sıraya yükseldi.
-FERRARİ'LER 800. YARIŞTA PODYUM GÖREMEDİ-
İstanbul Park'ta bugün 800. yarışına çıkan Ferrari ise podyum göremedi.
Ferrari pilotlarından Felipe Massa 7'nci, Fernando Alonso ise 8. olabildi.]]><![CDATA[Citroën DS3 Çıktı]]>
https://eylulforum.com/konu-citro%C3%ABn-ds3-cikti
Sun, 30 May 2010 14:54:19 +0300https://eylulforum.com/konu-citro%C3%ABn-ds3-cikti
Citroën’in efsanevi DS serisi tüketici ile ilk buluştuğunda büyük hayranlık ve beğeni ile karşılanmış, bünyesinde barındırdığı donanım ve ileri teknoloji özellikleriyle zamanının en yenilikçi araçlarından birisi olarak kabul edilmişti.
Citroën bugün bu yenilikçi aracın hikayesinden esinlenerek marka için yepyeni bir çizgi oluşturdu. Citroën teknolojisinin en önemli kilometre taşı niteliğindeki efsanevi DS’in bugünün Créative Technologie yaklaşımı ile yeniden yorumlanmasıyla ortaya çıkan yeni serinin ilk aracı olan DS3; markanın kalite ve teknoloji alanındaki üstün niteliklerini yansıtıyor.
Farklı ve radikal çizgileri, gözalıcı tasarımı ve yüksek donanımıyla Citroën DS3, kişisel beğenileri yüksek, stil sahibi, şehir hayatını seven, tasarım, performans ve kalite konularında ayırt edici özellikler arayanlara kendi beğenilerini ve tercihlerini yansıtabilecekleri yepyeni bir otomobil sunuyor.
Hedef yıl sonuna kadar 450 adet DS3 satmak
DS3’ün Bozcaada’da gerçekleştirilen Türkiye lansmanında konuşan Citroën Genel Müdürü Bahaettin Tatoğlu, DS3 ile lüks sınıfa yeni rekabet getireceklerini belirterek; "Biz beklentideki lüksü, kişiselleştirilebilir bir modelle karşılayacağız. Şu anda daha önce sipariş verdiğimiz mevcut kombinasyonların satışına başladık. En donanımlı DS3'ü bile 48 bin TL'ye almak mümkün olacak." diye konuştu.
Ek kota aldıkları için tedarik sorunu yaşamayacaklarını söyleyen Tatoğlu; "Eylül'e kadar Türkiye'ye sadece 150 adet DS3 ayrılmıştı. Fransa’dan ek talepte bulunmamız üzerine bazı Avrupa ülkelerinin kontenjanının bir kısmını bize aktardılar. Böylece ilk etaptaki araç sayımız 200'e yükseldi. Yıl sonuna kadar 450 adet DS3 satmayı hedefliyoruz” dedi.
Konuşması sırasında Pazar tahmininde de bulunan Bahaettin Tatoğlu; yıl sonu hedeflerinin yüzde 3.5'luk pazar payı olduğunu; 2010 yılı pazar tahminlerini ise 610 bin adete çıkardıklarını ifade ederek; “2010’un ilk beş ayında Pazar payımızda yüzde 50 oranında bir artış yaşandı. Eğer bu şekilde devam edersek 2010 yılı sonunda yaklaşık 21 bin 500 adet Citroën araç satılacağını, bunun da binek ve ticari araç satışları arasında yüzde 50'de dengeleneceğini düşünüyorum. 13 bin 500 araç satışı ile tamamladığımız 2009 yılının ardından 2010’u 21 bin 500 adet araç satışı ile kapatmayı hedefliyoruz." şeklinde sözlerini tamamladı.
TEKNİK ÖZELLİKLER
Belirgin hatları ile cazibesini vurguluyor
Yenilik, canlılık ve farklılığın ifadesi Anti-Retro DS3; kişiselleştirilebilen tavan rengi, araca dinamizm katan köpekbalığı yüzgeci formu, yine ön yüzde bulunan göz alıcı LED lambaları ile karakteristik ve farklı bir araç. DS3 kullanıcısına; zarafetin, teknolojinin ve kalitenin bir arada olduğu benzersiz bir iç mekan sunuyor. Modern tasarımlı gösterge panelleri, krom detaylı spor deri direksiyon simidi, sürüş için gerekli kumanda butonlarının yakınlığı, deri el freni, parlak siyah veya carbotech ön paneli, alçak kullanım konumu ve bedeni saran koltukları sürüş keyfini maksimuma çıkarıyor. DS3’te kullanılan krom ayrıntılar araca hem dinamizim katıyor hem de lüks ve farklılığı vurguluyor.
Kişiye özel benzersiz tasarım
DS3 kullanıcıları kendi zevklerine göre aksesuarları ve aracın dış görünümünü kişiselleştirebiliyor. Tavan, aracın gövde renginden farklı olarak Siyah, Beyaz, Buzul Mavi veya Bordo olarak dört ayrı renkte sunuluyor ve toplamda 38 farklı kombinasyona kadar çıkabiliyor. Jantlar isteğe göre kişiselleştirilebiliyor. Krom yan aynalar ve krom yan çıtaları DS’ün tasarımını zenginleştiriyor.
Araç içinde ise ön panel, vites topuzu ve diğer iç aksesuarlar farklı renk, kumaş ve malzeme kombinasyonları ile özelleştirilebiliyor.
Şehir içinde çok amaçlı kullanım keyfi
DS3, sürüş zevkini ve kullanım konforunu günlük ihtiyaç ile bağdaştıran özellikleriyle ayrıca fark ediliyor. 3,95m boyu, 1,71m genişliği ve 1, 46m yüksekliği ile B Premiun segmentinde yer alan Citroën DS3 şehir içinde kolay kullanım olanağı sağlıyor. Çok amaçlı sportif Coupé tasarımına sahip DS3, 5 kişilik koltuk kapasitesi ile kompakt bir araca yakışır genişlikte araç içi alan sunuyor.
285 litre ile B Premium segmentinin en geniş bagaj hacmine sahip DS3 yaşamı kolaylaştırıyor. Tek elle 2/3 – 1/3 katlanabilen koltuklar sayesinde bagaj modüler hale getirilebiliyor. 13 Litre ile sınıfının en geniş torpido gözüne sahip DS3’te ön ve orta paneldeki çok sayıdaki saklama bölmeleri işlevsellik sağlıyor.
Konfor ve modern tasarımla maksimum sürüş keyfi
DS3, sağlam yol tutuşu, dinamik sürüş özellikleri sayesinde şehir içinde olduğu kadar uzun yolda da sürüş konforu sunuyor. Optimize edilmiş aerodinamizme bağlı ağırlık kontrolü sayesinde (0,31 Cx ) yakıt tüketimini ve karbondioksit salınımını minumum seviyede tutuyor. Kilometrede 104 gram’dan başlayan CO2 emisyon seviyesi ile çevresel duyarlılığa sahip DS3’te Euro 5 standartlarına uyumlu motorlar kullanılıyor. DS3, Türkiye’de 1.6 HDi 92 HP M/T ve BMW ile ortak geliştirilen 1.6 VTi 120 HP BVA ve 1.6 THP 156 HP M/T motorlarla satışa sunulacak. 1.6 THP 156 HP versiyonu, 0-100 km/s’te 7.3 sn olan hızlanma süresi ile dikkat çekiyor.
Kusursuz Güvenlik ve sürüş dinamikleri
ESP, ABS, EBD (Elektronik Fren Güç Dağılımı) ve EBA (Acil Fren Destek Sistemi) donanımı tüm versiyonlarda standart olarak bulunuyor. Ayrıca, standart olarak sunulan 6 hava yastığı, 3 noktadan bağlantılı emniyet kemerleri ve arka yan koltuklarda Isofix bağlantı noktaları ile en üst düzeyde güvenlik sağlanıyor. Tüm bu özellikleri ile DS3, EuroNcap’ten 5 yıldız alarak güvenliğe sürüş keyfi kadar güvenliğe de verilen önemi kanıtlıyor.
Tüm DS3 araçlarda hız sabitleyici, hız sınırlayıcı, daha ekonomik ve daha ekolojik sürüş sağlayan Vites Değiştirme Göstergesi, otomatik klima, yol bilgisayarı, park sensörü, otomatik yanan farlar ve yağmur sensörü gibi yardımcı sürüş donanımları bulunuyor.
Sahip olduğu multimedya sistemi ile de fark yaratan DS3’te; direksiyondan kumandalı Radyo CD MP3 çalar, MP3 çalar bağlantı soketi, USB bağlantı noktası ve Bluetooth özellikleri bulunuyor.
Türkiye distrübütörlüğünü Bayraktar Holding’in yürüttüğü Citroën’in bu en yeni ve özel modeli 43.000 TL’den başlıyor. En üst motor ve donanım seviyesine sahip 156 beygir gücündeki Dsport’un anahtar teslim fiyatı ise 46.000 TL.
Alıntı:cnnturk]]>
Citroën’in efsanevi DS serisi tüketici ile ilk buluştuğunda büyük hayranlık ve beğeni ile karşılanmış, bünyesinde barındırdığı donanım ve ileri teknoloji özellikleriyle zamanının en yenilikçi araçlarından birisi olarak kabul edilmişti.
Citroën bugün bu yenilikçi aracın hikayesinden esinlenerek marka için yepyeni bir çizgi oluşturdu. Citroën teknolojisinin en önemli kilometre taşı niteliğindeki efsanevi DS’in bugünün Créative Technologie yaklaşımı ile yeniden yorumlanmasıyla ortaya çıkan yeni serinin ilk aracı olan DS3; markanın kalite ve teknoloji alanındaki üstün niteliklerini yansıtıyor.
Farklı ve radikal çizgileri, gözalıcı tasarımı ve yüksek donanımıyla Citroën DS3, kişisel beğenileri yüksek, stil sahibi, şehir hayatını seven, tasarım, performans ve kalite konularında ayırt edici özellikler arayanlara kendi beğenilerini ve tercihlerini yansıtabilecekleri yepyeni bir otomobil sunuyor.
Hedef yıl sonuna kadar 450 adet DS3 satmak
DS3’ün Bozcaada’da gerçekleştirilen Türkiye lansmanında konuşan Citroën Genel Müdürü Bahaettin Tatoğlu, DS3 ile lüks sınıfa yeni rekabet getireceklerini belirterek; "Biz beklentideki lüksü, kişiselleştirilebilir bir modelle karşılayacağız. Şu anda daha önce sipariş verdiğimiz mevcut kombinasyonların satışına başladık. En donanımlı DS3'ü bile 48 bin TL'ye almak mümkün olacak." diye konuştu.
Ek kota aldıkları için tedarik sorunu yaşamayacaklarını söyleyen Tatoğlu; "Eylül'e kadar Türkiye'ye sadece 150 adet DS3 ayrılmıştı. Fransa’dan ek talepte bulunmamız üzerine bazı Avrupa ülkelerinin kontenjanının bir kısmını bize aktardılar. Böylece ilk etaptaki araç sayımız 200'e yükseldi. Yıl sonuna kadar 450 adet DS3 satmayı hedefliyoruz” dedi.
Konuşması sırasında Pazar tahmininde de bulunan Bahaettin Tatoğlu; yıl sonu hedeflerinin yüzde 3.5'luk pazar payı olduğunu; 2010 yılı pazar tahminlerini ise 610 bin adete çıkardıklarını ifade ederek; “2010’un ilk beş ayında Pazar payımızda yüzde 50 oranında bir artış yaşandı. Eğer bu şekilde devam edersek 2010 yılı sonunda yaklaşık 21 bin 500 adet Citroën araç satılacağını, bunun da binek ve ticari araç satışları arasında yüzde 50'de dengeleneceğini düşünüyorum. 13 bin 500 araç satışı ile tamamladığımız 2009 yılının ardından 2010’u 21 bin 500 adet araç satışı ile kapatmayı hedefliyoruz." şeklinde sözlerini tamamladı.
TEKNİK ÖZELLİKLER
Belirgin hatları ile cazibesini vurguluyor
Yenilik, canlılık ve farklılığın ifadesi Anti-Retro DS3; kişiselleştirilebilen tavan rengi, araca dinamizm katan köpekbalığı yüzgeci formu, yine ön yüzde bulunan göz alıcı LED lambaları ile karakteristik ve farklı bir araç. DS3 kullanıcısına; zarafetin, teknolojinin ve kalitenin bir arada olduğu benzersiz bir iç mekan sunuyor. Modern tasarımlı gösterge panelleri, krom detaylı spor deri direksiyon simidi, sürüş için gerekli kumanda butonlarının yakınlığı, deri el freni, parlak siyah veya carbotech ön paneli, alçak kullanım konumu ve bedeni saran koltukları sürüş keyfini maksimuma çıkarıyor. DS3’te kullanılan krom ayrıntılar araca hem dinamizim katıyor hem de lüks ve farklılığı vurguluyor.
Kişiye özel benzersiz tasarım
DS3 kullanıcıları kendi zevklerine göre aksesuarları ve aracın dış görünümünü kişiselleştirebiliyor. Tavan, aracın gövde renginden farklı olarak Siyah, Beyaz, Buzul Mavi veya Bordo olarak dört ayrı renkte sunuluyor ve toplamda 38 farklı kombinasyona kadar çıkabiliyor. Jantlar isteğe göre kişiselleştirilebiliyor. Krom yan aynalar ve krom yan çıtaları DS’ün tasarımını zenginleştiriyor.
Araç içinde ise ön panel, vites topuzu ve diğer iç aksesuarlar farklı renk, kumaş ve malzeme kombinasyonları ile özelleştirilebiliyor.
Şehir içinde çok amaçlı kullanım keyfi
DS3, sürüş zevkini ve kullanım konforunu günlük ihtiyaç ile bağdaştıran özellikleriyle ayrıca fark ediliyor. 3,95m boyu, 1,71m genişliği ve 1, 46m yüksekliği ile B Premiun segmentinde yer alan Citroën DS3 şehir içinde kolay kullanım olanağı sağlıyor. Çok amaçlı sportif Coupé tasarımına sahip DS3, 5 kişilik koltuk kapasitesi ile kompakt bir araca yakışır genişlikte araç içi alan sunuyor.
285 litre ile B Premium segmentinin en geniş bagaj hacmine sahip DS3 yaşamı kolaylaştırıyor. Tek elle 2/3 – 1/3 katlanabilen koltuklar sayesinde bagaj modüler hale getirilebiliyor. 13 Litre ile sınıfının en geniş torpido gözüne sahip DS3’te ön ve orta paneldeki çok sayıdaki saklama bölmeleri işlevsellik sağlıyor.
Konfor ve modern tasarımla maksimum sürüş keyfi
DS3, sağlam yol tutuşu, dinamik sürüş özellikleri sayesinde şehir içinde olduğu kadar uzun yolda da sürüş konforu sunuyor. Optimize edilmiş aerodinamizme bağlı ağırlık kontrolü sayesinde (0,31 Cx ) yakıt tüketimini ve karbondioksit salınımını minumum seviyede tutuyor. Kilometrede 104 gram’dan başlayan CO2 emisyon seviyesi ile çevresel duyarlılığa sahip DS3’te Euro 5 standartlarına uyumlu motorlar kullanılıyor. DS3, Türkiye’de 1.6 HDi 92 HP M/T ve BMW ile ortak geliştirilen 1.6 VTi 120 HP BVA ve 1.6 THP 156 HP M/T motorlarla satışa sunulacak. 1.6 THP 156 HP versiyonu, 0-100 km/s’te 7.3 sn olan hızlanma süresi ile dikkat çekiyor.
Kusursuz Güvenlik ve sürüş dinamikleri
ESP, ABS, EBD (Elektronik Fren Güç Dağılımı) ve EBA (Acil Fren Destek Sistemi) donanımı tüm versiyonlarda standart olarak bulunuyor. Ayrıca, standart olarak sunulan 6 hava yastığı, 3 noktadan bağlantılı emniyet kemerleri ve arka yan koltuklarda Isofix bağlantı noktaları ile en üst düzeyde güvenlik sağlanıyor. Tüm bu özellikleri ile DS3, EuroNcap’ten 5 yıldız alarak güvenliğe sürüş keyfi kadar güvenliğe de verilen önemi kanıtlıyor.
Tüm DS3 araçlarda hız sabitleyici, hız sınırlayıcı, daha ekonomik ve daha ekolojik sürüş sağlayan Vites Değiştirme Göstergesi, otomatik klima, yol bilgisayarı, park sensörü, otomatik yanan farlar ve yağmur sensörü gibi yardımcı sürüş donanımları bulunuyor.
Sahip olduğu multimedya sistemi ile de fark yaratan DS3’te; direksiyondan kumandalı Radyo CD MP3 çalar, MP3 çalar bağlantı soketi, USB bağlantı noktası ve Bluetooth özellikleri bulunuyor.
Türkiye distrübütörlüğünü Bayraktar Holding’in yürüttüğü Citroën’in bu en yeni ve özel modeli 43.000 TL’den başlıyor. En üst motor ve donanım seviyesine sahip 156 beygir gücündeki Dsport’un anahtar teslim fiyatı ise 46.000 TL.
Alıntı:cnnturk]]><![CDATA[audi]]>
https://eylulforum.com/konu-audi
Mon, 05 Apr 2010 20:44:14 +0300https://eylulforum.com/konu-audi
Audi A3
Üstün bireysel hareketlilik standartları isteyenler için tasarım ve dinamizm.
Audi A3 Sportback
1. Sınıf kompakt otomobiller arasında eşsiz: 5 kapı ve 1 coupé kadar sportif
Audi A3 Cabriolet
Audi A3 Cabriolet’in üstü açık bir sürüş keyfi için tasarlandığı daha ilk bakıştan bellidir.
Audi S3
S yelpazesindeki yeni birinci sınıf kompakt model olan S3 sportif ve dinamiktir.]]>
Audi A3
Üstün bireysel hareketlilik standartları isteyenler için tasarım ve dinamizm.
Audi A3 Sportback
1. Sınıf kompakt otomobiller arasında eşsiz: 5 kapı ve 1 coupé kadar sportif
Audi A3 Cabriolet
Audi A3 Cabriolet’in üstü açık bir sürüş keyfi için tasarlandığı daha ilk bakıştan bellidir.
Audi S3
S yelpazesindeki yeni birinci sınıf kompakt model olan S3 sportif ve dinamiktir.]]><![CDATA[Ferrari 599 GTB Fiorano]]>
https://eylulforum.com/konu-ferrari-599-gtb-fiorano
Mon, 05 Apr 2010 19:18:30 +0300https://eylulforum.com/konu-ferrari-599-gtb-fiorano
Bu mükemmel araç, ismindeki 599 ile kaputunun altındaki V12 motorunun hacmine; GTB (Gran Turismo Berlinetta) ile Ferrarinin ürettiĿi en ünlü berlinettalara; Fiorano ile de, Ferrarinin en iyi F1 ve yol araçlarına hayat vermek için kullandıĿı özel piste atıfta bulunmaktadır. Bu baſtan çıkarıcı, tamamen alüminyumdan üretilmiſ iki kiſilik coupe, adına yakıſır bir ſekilde, tüm vaatlerini etkileyici bir biçimde yerine getirmektedir. Aslına bakılırsa, Ferrari 599 GTB Fiorano'yla spor arabaları dünyasına yepyeni bir mükemmellik standardı getirilmiſtir.
620 bg üreten, Enzodan alınma 5.999 cclik V12 ile 599 GTB Fiorano 0dan 100 km/sye çıkıſı sadece 3,7 saniyede gerçekleſtirmekte ve 330 km/snin üzerinde bir azami hıza ulaſabilmektedir. Performansa dair bu etkileyici rakamlar, vites deĿiſiminin 100 milisaniyede gerçekleſmesini saĿlayan F1 ſanzımanından tutun, virajlarda üstün yol tutuſ garantileyen etkileyici F1-Trac çekiſ ve denge kontrol sistemine, magneto reolojik (MR) süspansiyon sistemine kadar Ferrarinin sunduĿu en üstün teknolojik çözümlerle pekiſtirilmektedir.]]>
Bu mükemmel araç, ismindeki 599 ile kaputunun altındaki V12 motorunun hacmine; GTB (Gran Turismo Berlinetta) ile Ferrarinin ürettiĿi en ünlü berlinettalara; Fiorano ile de, Ferrarinin en iyi F1 ve yol araçlarına hayat vermek için kullandıĿı özel piste atıfta bulunmaktadır. Bu baſtan çıkarıcı, tamamen alüminyumdan üretilmiſ iki kiſilik coupe, adına yakıſır bir ſekilde, tüm vaatlerini etkileyici bir biçimde yerine getirmektedir. Aslına bakılırsa, Ferrari 599 GTB Fiorano'yla spor arabaları dünyasına yepyeni bir mükemmellik standardı getirilmiſtir.
620 bg üreten, Enzodan alınma 5.999 cclik V12 ile 599 GTB Fiorano 0dan 100 km/sye çıkıſı sadece 3,7 saniyede gerçekleſtirmekte ve 330 km/snin üzerinde bir azami hıza ulaſabilmektedir. Performansa dair bu etkileyici rakamlar, vites deĿiſiminin 100 milisaniyede gerçekleſmesini saĿlayan F1 ſanzımanından tutun, virajlarda üstün yol tutuſ garantileyen etkileyici F1-Trac çekiſ ve denge kontrol sistemine, magneto reolojik (MR) süspansiyon sistemine kadar Ferrarinin sunduĿu en üstün teknolojik çözümlerle pekiſtirilmektedir.]]><![CDATA[Ferrari Kimdir???]]>
https://eylulforum.com/konu-ferrari-kimdir
Mon, 05 Apr 2010 18:55:58 +0300https://eylulforum.com/konu-ferrari-kimdir
Enzo FerrariKontrolündeki yarış takımı katıldığı tüm yarışları kazandı; sadece 1935 yılında Mercedes’e geçilir. 1935 yılında Mercedes’in bu yarışı kazanmasında Castrol’un deterjan bazlı motor temizleyicisi büyük rol oynar. Mercedes’in motorunu Alfa Romeo’dan daha üstün performanslı ve istikrarlı kılar. Ertesi yıl, Castrol ürünlerini Alfa Romeo da kullanmaya başlar; günümüzde de halen Castrol en üstün motor bakımı ürünlerini sunmaktadır.Enzo Ferrari’nin yarış otomobillerini yaratma becerisi; o’nu Alfa Romeo’nun sportif direktörü yapar. Ancak; Enzo Ferrari’nin detaylarına bakmadan imzaladığı direktörlük kontratında, ayrılması durumunda 4 yıl başka bir yarış takımında çalışamayacağı ve tasarım yapmasının yasak olduğu kuralı vardı. Böylece kendi yarattığı o güne kadar eşi benzeri görülmemiş otomobil ergonomisini geliştirmesine de izin verilmez.Enzo Ferrari’nin Alfa Romeo’dan ayrılması Direktörlükten ayrılmasıyla; Auto-Avio Costruzioni’yi kurdu. Bu şirket bazı yarış takımlarına parçalar satar. Doğduğu şehir Modena’da, küçük bir araba üretimi atolyesi kurdu; ve burada sadece kendisinin kullanması için bir araba yaratmaya çalışır. Ancak, İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla İtalya zor günler geçirmektedir. Modena’nın bombalanmasıyla, tasarımına yeni başladığı arabayı da bitiremeden Maranello’ya taşınmak zorunda kalır. Yıllar sonra Ferrari Modena 360; Enzo Ferrari’nin kütüphanesinde kalan basit bir ön tasarımını baz alarak Pininfarina tarafından yapılacaktır.
Ferrari’nin kuruluşu ve maddi sorunlar :Maranello’ya kaçışı sonrasında, burada tekrar bir atolye kuran Enzo Ferrari; 1946 yılında, Dünya otomotiv tarihin en çok “düşlere” giren ismi Ferrari’yi kurar.Ferrari 1951 yılında İngiltere Gran Prix’sinin yanı sıra; LeMans’da 14 zafer kazanır. 1960 ve 1965 yılları arasında 6 yıl üst üste LeMans’ı kazanması da Ferrari’yi otomobil yarışçılığının en büyük ismi yapar. Ancak, gelişen dünya ekonomisi ile; profesyonelce işleyen şirketlerin hızına erişemez.Maddi olarak büyük sorunlar yaşayan Ferrari’nin yaşadığı bu sorun; halen günümüzde profesyonelce işlemeyen şirketlerin hazin sonunu simgelemektedir. Profesyonel bir şirketin bir banka’dan borç almaya çalışması gerekirken; Enzo Ferrari şirketi ayakta tutabilmek için İtalyan mafyası’ndan borç alır.
Dino Ferrari’nin ölümü :Ferrari Dinoİtalyan Mafyası’na borcunu geri ödeyemeyen Enzo Ferrari’nin oğlu, Dino Ferrari genel bakış açısına göre (filmlerde ve belgesellerde anlatıldığı üzere) İtalyan Mafyası tarafından zehirlenerek öldürülür. Bu konuda iki değişik bakış açısı daha vardır; mahkeme tutanakları “kas gelişememezliği” hastalığından öldüğünü yazar. O dönemde İtalyan medyası bunu Dino Ferrari’nin uyuşturucu kullanmasıyla da ilgili olduğunu sunmuştu; ancak Dino Ferrari 24 yaşında vefat etmesine rağmen arabalar üzerine müthiş bir bilgisi vardı. Formula 2 arabaları için V6 motorunu daha 23 yaşındayken düşünüp, Vittorio Jano’ya da ertesi yıl ölmeden önce teknik düşüncelerini iletmişti. Bu da, o’nun en son günlerinde bile oldukça zinde olduğunu gösterir.
1956 yılında Enzo Ferrari hukuksal anlamda bu olayın üzerine fazla gidemez, lakin bu dönemde gerek İtalya ve gerek Amerika Birleşik Devletleri’ndeki illegal yaşam ve mahkemeler; Sicilya’daki aileler tarafından yönetilmekteydi.Bu olayın üzerine, Enzo Ferrari; Ferrari’nin “Ferrari Dino” serisini yarattı. Bu tasarım Ford’un yarattığı en hızlı ve yarışlardaki en başarılı arabası Ford GT40 ‘a ilham kaynağı olacaktır.
Ferrari’nin Fiat’a satılması Maddi sorunlardan kurtulamayan Ferrari, hisselerinin bir bölümünü Fiat’a sattı. Bunun üzerine Ford 1963 yılında 18 Milyon dolarlık bir teklif sundu. Enzo Ferrari hemen hemen her konuda anlaşıp, ancak Ford’un yarış takımını kontrol etme isteği Enzo Ferrari tarafından reddeder ve anlaşma bozulur. Bu da Ford’un o dönemde yarışlara girmesine sebep olur. 1969 yılında oldukça güç durumda kalan Enzo Ferrari şirketin hisselerin yarısını Fiat’a vererek, yönetimden bir adım geri çekildi.1988 yılında da Fiat hisselerin %90′ına sahip olur. 2000′ li yıllara yaklaşılırken FIAT’ tın da hisselerin bir bölümünü ünlü bir İtalyan bankası olan Mediabanco’ ya satmasıyla Ferrari hisseleri bölünerek farklı kullanıcıların eline geçmiştir. (hatta bunların bir kısmını F1′ in ticari haklarının sahibi Bernie Eclestone’ un da aldığı söylenmektedir.Ford’un Ferrari tarafından hazırlıkları yapılmış, bir çok masrafa girilmiş projesinin iptal olması ardından; Ford “Ferrari” projesine “Ford GT40″ ismi altında devam etti. İki yıl deneme sonrasında, Ferrari’yi yarışlarda geçmesi de Amerikan otomobil yarışçılığının en büyük günlerinden biri olarak kabul edilir.
Pininfarina’nın Ferrari’yle buluşması ve Enzo Ferrari’nin ölümü
Ferrari Testarossa1969 yılı Ferrari’nin tarihindeki en önemli yıllardan biridir. Lakin bu yıl, Enzo Ferrari tasarımcı dostu Battista Farina’nın oğlu Sergio “Pinin”farina’ya çizdiği muhteşem çizgiler doğrultusunda şans tanıdı. Prototip olarak sunulan 1969 Ferrari 512s, 1967 Ferrari 206 Dino’nin daha ince ve modern çizgilerle yaratılmış halidir. Üretime geçen 1971 Ferrari BB ile Ferrari dünya otomobil dünyası arenasına tekrar girer.
1984 yılı, Pininfarina’nın otomotiv dünyasının yeni bir çağa başlatmasına şahit olur. Tüm zamanların en güzel tasarımlarından biri olarak gösterilen Ferrari Testarossa; satışa sunulur sunulmaz yüksek fiyatına rağmen lüks otomobillerde satış rekorları kırar. Testarossa, halen günümüz spor arabalarının çizgilerini örnek aldığı efsanevi bir otomobil haline dönüşür.
1988 yılında, Enzo Ferrari; Ferrari’nin 40′ıncı yılı için üretilen F40′ın sunulmasından bir yıl sonra vefat eder. Enzo Ferrari’nin, her ne kadar yaşamında son günleri olsa da; en çok beğendiği Ferrari’nin F40 olduğunu söylemiştir.Ferrari F40′ın ilk sahibi, dünya tarihinin en büyük futbolcularından biri olarak gösterilen Diego Armando Maradona’dır. AC Milan başkanı Silvio Berlusconi, Napoli’nin Serie A şampiyonu ve İtalya Kupası’nı Maradona ile 1987 yılında alması üzerine; kendisine transfer teklifinde bulundu. Napoli başkanı Corrado Ferlaino da, Maradona’yı Napoli’de tutabilmek için kendisine Ferrari tarafından üretilen tek siyah renk F40 ‘ı hediye etti. Maradona da halen günümüzde kararını Ferrari yüzünden verdiğini söylemektedir.
Enzo Ferrari’nin ölümü ardından Ferrari’nin şirket olarak çok daha profesyonelce işlemesi başlar. Lakin, hisselerin büyük bir çoğunluğu Fiat’a geçer.1990lı yıllarda Ferrari 1992 Ferrari 456 GT , 1994 F355 ve 1996 550 Maranello takibi senelerde sunan Ferrari; Dünya’nın dört bir yanında en güzel lüks spor araba olarak tanınmasını sağladı. Ferrari, kuruluşunun 50′inci yılında F50 modelini limitli sayıda üreterek dünyaya sundu.1979′ dan sonra Formula 1 pilotlar şampiyonluğunu ve 1984′ den sonra da takımlar şampiyonluğunu kazanamayan Scuderia Ferrari yarış takımı, 1990 yılında McLaren’ den ayrılan Alain Prost ile anlaştı. 1990 yılının son yarışı Suzuka Büyük Ödülü’ nde Ayrton Senna’ nın Alain Prost’ a kasıtlı çarpması sonucu şampiyonluğu kaçırdı. 1991 ve sonrasında yeteri kadar mücadeleci bir Formula 1 aracı üretemeyen Ferrari, birkaç yıl daha şampiyonluk mücadelesine giremedi.
1993 yılında takımın yönetimine Jean Todt’ un getirilmesi ile yeniden yapılanmaya giden Scuderia Ferrari, 1995 yılının sonunda 1994 ve 1995 yıllarının dünya şampiyonu Michael Schumacher ile anlaştı. 1996′ da kötü bir sezon geçiren takım, 1997 ve 1998 yıllarında şampiyonluk için tekrar güçlü bir aday olmasına rağmen yine son yarışlarda şampiyonluğu kaçırdı. Ferrari, 1999 İngiltere Büyük Ödülü’ nde 1. pilot Michael Schumacher’ in kaza yaparak ayağını kırması sonucu yarışlardan uzak kalmasına rağmen, Eddie Irvine ile şampiyonluk mücadelesine devam etti. Ferrari, pilotlar şampiyonluğunun yine son yarışta kaybetmesine rağmen, 1984 yılından beri kazanamadığı “Formula 1 Takımlar Şampiyonu” ünvanını kazanmayı başardı.
2000li yıllarda Ferrari Michael Schumacher 2005 ABD Grand Prix öncesi basın toplantısında2000 yılında Mika Hakkinen ve McLaren’ e karşı Michael Schumacher ile kazanılan pilotlar şampiyonluğu, 21 yıl sonra kazanılmış ilk “Formula 1 Pilotlar Şampiyonluğu” ünvanı olmasının yanında 5 yıl sürecek bir başarının da başlangıcı oldu.2001 yılında McLaren ve BMW.Williams’ ın ortak olduğu şampiyonluk yarışını önde tamamlayan Ferrari, 2002 yılında radikal özelliklere sahip F2002 adlı araç ile büyük bir üstünlük sağlayarak şampiyonluğu sezonun bitiminden çok önce elde etmeyi başardı. 2002 yılının sonunda Ferrari’ nin bu üstünlüğü nedeniyle Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA), Formula 1′ de masrafları azaltarak diğer takımların rekabet gücünü arttırmak amacıyla bazı kural değişikliklerine gitti.2003 yılında yeni kurallardan etkilenmesine rağmen tekrar hem takımlar hem de pilotlar şampiyonluğunu kazanmayı başardı.2004 yılında F2004 ile 18 yarışın 15′ ini kazanarak 2002′ deki üstünlüğünü daha da ileri taşıyan Ferrari, yine hem takımlar hem de pilotlar şampiyonluğunu kazanmayı başardı.Ferrari’ nin 2004′ ü de domine etmesinin üzerine FIA daha radikal kural değişikliklerine gitti. 2005 yılında aleyhine değiştirilen kurallara ayak uyduramayan Ferrari, araç ile lastik arasında yaşanan uyumsuzluk ve kural değişikliklerinin amacına ulaşmasi nedeniyle şampiyonayı ancak 3. olarak tamamlayabildi.
2006 yılında yapılan yeni kural değişiklikleri ve 3 litre V10 motordan 2.4 litre V8 motora geçişle birlikte yeniden bir toparlanma dönemine giren Ferrari, şampiyonluk mücadelesine tekrar ortak olmuştur.Monte Carlo Grand Prix’in de şampiyon pilot Michael Schumacher’in diğerlerini engellemek adına aracını yolda bıraktığı gibi bir suçlama yüzünden ve arından yaptığı motor değişikliği ile garajdan, diğer pilot Felipe Massa’nın da sıralama turlarında yaptıgı kazadan dolayı son sıradan başlaması ile tarihindeki en kötu sıralama ile başlamalarına rağmen Michael Schumacher muhteşem bir sürüş ile böyle zor bir pistte 5.’liği elde ederek şampiyon ruhunu ve tecrübesini ortaya koymustur.F2004, birçok otorite tarafından gelmiş geçmiş en iyi Formula 1 aracı olarak kabul edilir. Michael Schumacher de bu dönemde elde ettiği başarılarla üst üste rekorlar kırarak tüm zamanların en başarılı Formula 1 pilotu olmuştur.
2004 yılı itibari ile, Fiat Ferrari’nin %56’sını, Mediobanca %15′ini, Commerzbank %10′unu, Lehman Kardeşler %7’sini ve Ferrari’nin oğlu Piero Ferrari %10′una sahiptir.]]>
Enzo FerrariKontrolündeki yarış takımı katıldığı tüm yarışları kazandı; sadece 1935 yılında Mercedes’e geçilir. 1935 yılında Mercedes’in bu yarışı kazanmasında Castrol’un deterjan bazlı motor temizleyicisi büyük rol oynar. Mercedes’in motorunu Alfa Romeo’dan daha üstün performanslı ve istikrarlı kılar. Ertesi yıl, Castrol ürünlerini Alfa Romeo da kullanmaya başlar; günümüzde de halen Castrol en üstün motor bakımı ürünlerini sunmaktadır.Enzo Ferrari’nin yarış otomobillerini yaratma becerisi; o’nu Alfa Romeo’nun sportif direktörü yapar. Ancak; Enzo Ferrari’nin detaylarına bakmadan imzaladığı direktörlük kontratında, ayrılması durumunda 4 yıl başka bir yarış takımında çalışamayacağı ve tasarım yapmasının yasak olduğu kuralı vardı. Böylece kendi yarattığı o güne kadar eşi benzeri görülmemiş otomobil ergonomisini geliştirmesine de izin verilmez.Enzo Ferrari’nin Alfa Romeo’dan ayrılması Direktörlükten ayrılmasıyla; Auto-Avio Costruzioni’yi kurdu. Bu şirket bazı yarış takımlarına parçalar satar. Doğduğu şehir Modena’da, küçük bir araba üretimi atolyesi kurdu; ve burada sadece kendisinin kullanması için bir araba yaratmaya çalışır. Ancak, İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla İtalya zor günler geçirmektedir. Modena’nın bombalanmasıyla, tasarımına yeni başladığı arabayı da bitiremeden Maranello’ya taşınmak zorunda kalır. Yıllar sonra Ferrari Modena 360; Enzo Ferrari’nin kütüphanesinde kalan basit bir ön tasarımını baz alarak Pininfarina tarafından yapılacaktır.
Ferrari’nin kuruluşu ve maddi sorunlar :Maranello’ya kaçışı sonrasında, burada tekrar bir atolye kuran Enzo Ferrari; 1946 yılında, Dünya otomotiv tarihin en çok “düşlere” giren ismi Ferrari’yi kurar.Ferrari 1951 yılında İngiltere Gran Prix’sinin yanı sıra; LeMans’da 14 zafer kazanır. 1960 ve 1965 yılları arasında 6 yıl üst üste LeMans’ı kazanması da Ferrari’yi otomobil yarışçılığının en büyük ismi yapar. Ancak, gelişen dünya ekonomisi ile; profesyonelce işleyen şirketlerin hızına erişemez.Maddi olarak büyük sorunlar yaşayan Ferrari’nin yaşadığı bu sorun; halen günümüzde profesyonelce işlemeyen şirketlerin hazin sonunu simgelemektedir. Profesyonel bir şirketin bir banka’dan borç almaya çalışması gerekirken; Enzo Ferrari şirketi ayakta tutabilmek için İtalyan mafyası’ndan borç alır.
Dino Ferrari’nin ölümü :Ferrari Dinoİtalyan Mafyası’na borcunu geri ödeyemeyen Enzo Ferrari’nin oğlu, Dino Ferrari genel bakış açısına göre (filmlerde ve belgesellerde anlatıldığı üzere) İtalyan Mafyası tarafından zehirlenerek öldürülür. Bu konuda iki değişik bakış açısı daha vardır; mahkeme tutanakları “kas gelişememezliği” hastalığından öldüğünü yazar. O dönemde İtalyan medyası bunu Dino Ferrari’nin uyuşturucu kullanmasıyla da ilgili olduğunu sunmuştu; ancak Dino Ferrari 24 yaşında vefat etmesine rağmen arabalar üzerine müthiş bir bilgisi vardı. Formula 2 arabaları için V6 motorunu daha 23 yaşındayken düşünüp, Vittorio Jano’ya da ertesi yıl ölmeden önce teknik düşüncelerini iletmişti. Bu da, o’nun en son günlerinde bile oldukça zinde olduğunu gösterir.
1956 yılında Enzo Ferrari hukuksal anlamda bu olayın üzerine fazla gidemez, lakin bu dönemde gerek İtalya ve gerek Amerika Birleşik Devletleri’ndeki illegal yaşam ve mahkemeler; Sicilya’daki aileler tarafından yönetilmekteydi.Bu olayın üzerine, Enzo Ferrari; Ferrari’nin “Ferrari Dino” serisini yarattı. Bu tasarım Ford’un yarattığı en hızlı ve yarışlardaki en başarılı arabası Ford GT40 ‘a ilham kaynağı olacaktır.
Ferrari’nin Fiat’a satılması Maddi sorunlardan kurtulamayan Ferrari, hisselerinin bir bölümünü Fiat’a sattı. Bunun üzerine Ford 1963 yılında 18 Milyon dolarlık bir teklif sundu. Enzo Ferrari hemen hemen her konuda anlaşıp, ancak Ford’un yarış takımını kontrol etme isteği Enzo Ferrari tarafından reddeder ve anlaşma bozulur. Bu da Ford’un o dönemde yarışlara girmesine sebep olur. 1969 yılında oldukça güç durumda kalan Enzo Ferrari şirketin hisselerin yarısını Fiat’a vererek, yönetimden bir adım geri çekildi.1988 yılında da Fiat hisselerin %90′ına sahip olur. 2000′ li yıllara yaklaşılırken FIAT’ tın da hisselerin bir bölümünü ünlü bir İtalyan bankası olan Mediabanco’ ya satmasıyla Ferrari hisseleri bölünerek farklı kullanıcıların eline geçmiştir. (hatta bunların bir kısmını F1′ in ticari haklarının sahibi Bernie Eclestone’ un da aldığı söylenmektedir.Ford’un Ferrari tarafından hazırlıkları yapılmış, bir çok masrafa girilmiş projesinin iptal olması ardından; Ford “Ferrari” projesine “Ford GT40″ ismi altında devam etti. İki yıl deneme sonrasında, Ferrari’yi yarışlarda geçmesi de Amerikan otomobil yarışçılığının en büyük günlerinden biri olarak kabul edilir.
Pininfarina’nın Ferrari’yle buluşması ve Enzo Ferrari’nin ölümü
Ferrari Testarossa1969 yılı Ferrari’nin tarihindeki en önemli yıllardan biridir. Lakin bu yıl, Enzo Ferrari tasarımcı dostu Battista Farina’nın oğlu Sergio “Pinin”farina’ya çizdiği muhteşem çizgiler doğrultusunda şans tanıdı. Prototip olarak sunulan 1969 Ferrari 512s, 1967 Ferrari 206 Dino’nin daha ince ve modern çizgilerle yaratılmış halidir. Üretime geçen 1971 Ferrari BB ile Ferrari dünya otomobil dünyası arenasına tekrar girer.
1984 yılı, Pininfarina’nın otomotiv dünyasının yeni bir çağa başlatmasına şahit olur. Tüm zamanların en güzel tasarımlarından biri olarak gösterilen Ferrari Testarossa; satışa sunulur sunulmaz yüksek fiyatına rağmen lüks otomobillerde satış rekorları kırar. Testarossa, halen günümüz spor arabalarının çizgilerini örnek aldığı efsanevi bir otomobil haline dönüşür.
1988 yılında, Enzo Ferrari; Ferrari’nin 40′ıncı yılı için üretilen F40′ın sunulmasından bir yıl sonra vefat eder. Enzo Ferrari’nin, her ne kadar yaşamında son günleri olsa da; en çok beğendiği Ferrari’nin F40 olduğunu söylemiştir.Ferrari F40′ın ilk sahibi, dünya tarihinin en büyük futbolcularından biri olarak gösterilen Diego Armando Maradona’dır. AC Milan başkanı Silvio Berlusconi, Napoli’nin Serie A şampiyonu ve İtalya Kupası’nı Maradona ile 1987 yılında alması üzerine; kendisine transfer teklifinde bulundu. Napoli başkanı Corrado Ferlaino da, Maradona’yı Napoli’de tutabilmek için kendisine Ferrari tarafından üretilen tek siyah renk F40 ‘ı hediye etti. Maradona da halen günümüzde kararını Ferrari yüzünden verdiğini söylemektedir.
Enzo Ferrari’nin ölümü ardından Ferrari’nin şirket olarak çok daha profesyonelce işlemesi başlar. Lakin, hisselerin büyük bir çoğunluğu Fiat’a geçer.1990lı yıllarda Ferrari 1992 Ferrari 456 GT , 1994 F355 ve 1996 550 Maranello takibi senelerde sunan Ferrari; Dünya’nın dört bir yanında en güzel lüks spor araba olarak tanınmasını sağladı. Ferrari, kuruluşunun 50′inci yılında F50 modelini limitli sayıda üreterek dünyaya sundu.1979′ dan sonra Formula 1 pilotlar şampiyonluğunu ve 1984′ den sonra da takımlar şampiyonluğunu kazanamayan Scuderia Ferrari yarış takımı, 1990 yılında McLaren’ den ayrılan Alain Prost ile anlaştı. 1990 yılının son yarışı Suzuka Büyük Ödülü’ nde Ayrton Senna’ nın Alain Prost’ a kasıtlı çarpması sonucu şampiyonluğu kaçırdı. 1991 ve sonrasında yeteri kadar mücadeleci bir Formula 1 aracı üretemeyen Ferrari, birkaç yıl daha şampiyonluk mücadelesine giremedi.
1993 yılında takımın yönetimine Jean Todt’ un getirilmesi ile yeniden yapılanmaya giden Scuderia Ferrari, 1995 yılının sonunda 1994 ve 1995 yıllarının dünya şampiyonu Michael Schumacher ile anlaştı. 1996′ da kötü bir sezon geçiren takım, 1997 ve 1998 yıllarında şampiyonluk için tekrar güçlü bir aday olmasına rağmen yine son yarışlarda şampiyonluğu kaçırdı. Ferrari, 1999 İngiltere Büyük Ödülü’ nde 1. pilot Michael Schumacher’ in kaza yaparak ayağını kırması sonucu yarışlardan uzak kalmasına rağmen, Eddie Irvine ile şampiyonluk mücadelesine devam etti. Ferrari, pilotlar şampiyonluğunun yine son yarışta kaybetmesine rağmen, 1984 yılından beri kazanamadığı “Formula 1 Takımlar Şampiyonu” ünvanını kazanmayı başardı.
2000li yıllarda Ferrari Michael Schumacher 2005 ABD Grand Prix öncesi basın toplantısında2000 yılında Mika Hakkinen ve McLaren’ e karşı Michael Schumacher ile kazanılan pilotlar şampiyonluğu, 21 yıl sonra kazanılmış ilk “Formula 1 Pilotlar Şampiyonluğu” ünvanı olmasının yanında 5 yıl sürecek bir başarının da başlangıcı oldu.2001 yılında McLaren ve BMW.Williams’ ın ortak olduğu şampiyonluk yarışını önde tamamlayan Ferrari, 2002 yılında radikal özelliklere sahip F2002 adlı araç ile büyük bir üstünlük sağlayarak şampiyonluğu sezonun bitiminden çok önce elde etmeyi başardı. 2002 yılının sonunda Ferrari’ nin bu üstünlüğü nedeniyle Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA), Formula 1′ de masrafları azaltarak diğer takımların rekabet gücünü arttırmak amacıyla bazı kural değişikliklerine gitti.2003 yılında yeni kurallardan etkilenmesine rağmen tekrar hem takımlar hem de pilotlar şampiyonluğunu kazanmayı başardı.2004 yılında F2004 ile 18 yarışın 15′ ini kazanarak 2002′ deki üstünlüğünü daha da ileri taşıyan Ferrari, yine hem takımlar hem de pilotlar şampiyonluğunu kazanmayı başardı.Ferrari’ nin 2004′ ü de domine etmesinin üzerine FIA daha radikal kural değişikliklerine gitti. 2005 yılında aleyhine değiştirilen kurallara ayak uyduramayan Ferrari, araç ile lastik arasında yaşanan uyumsuzluk ve kural değişikliklerinin amacına ulaşmasi nedeniyle şampiyonayı ancak 3. olarak tamamlayabildi.
2006 yılında yapılan yeni kural değişiklikleri ve 3 litre V10 motordan 2.4 litre V8 motora geçişle birlikte yeniden bir toparlanma dönemine giren Ferrari, şampiyonluk mücadelesine tekrar ortak olmuştur.Monte Carlo Grand Prix’in de şampiyon pilot Michael Schumacher’in diğerlerini engellemek adına aracını yolda bıraktığı gibi bir suçlama yüzünden ve arından yaptığı motor değişikliği ile garajdan, diğer pilot Felipe Massa’nın da sıralama turlarında yaptıgı kazadan dolayı son sıradan başlaması ile tarihindeki en kötu sıralama ile başlamalarına rağmen Michael Schumacher muhteşem bir sürüş ile böyle zor bir pistte 5.’liği elde ederek şampiyon ruhunu ve tecrübesini ortaya koymustur.F2004, birçok otorite tarafından gelmiş geçmiş en iyi Formula 1 aracı olarak kabul edilir. Michael Schumacher de bu dönemde elde ettiği başarılarla üst üste rekorlar kırarak tüm zamanların en başarılı Formula 1 pilotu olmuştur.
2004 yılı itibari ile, Fiat Ferrari’nin %56’sını, Mediobanca %15′ini, Commerzbank %10′unu, Lehman Kardeşler %7’sini ve Ferrari’nin oğlu Piero Ferrari %10′una sahiptir.]]><![CDATA[Ferrari California]]>
https://eylulforum.com/konu-ferrari-california
Mon, 05 Apr 2010 18:52:23 +0300https://eylulforum.com/konu-ferrari-california
Yapılan yazılı açıklamada, Ferrari ve Maserati markalarının Türkiye’deki distribütörlüğünü üstlenen Fer-Mas Oto’nun, Ferrari California modelini, 329 bin 557 avrodan başlayan anahtar teslim satış fiyatıyla Türkiye’de satışa sunmaya başladığı bildirildi.
Açıklamada, “Şaha Kalkan At” logosunu taşıyan yeni modelin Pininfarina ile birlikte yapılan ortak çalışmanın ürünü olmasıyla dikkati çektiği belirtildi.
Adına esin kaynağı olan ve ilk olarak 1957 yılında tanıtılan 250 GT California modelini andıran tasarımına sahip yeni aracın diğer Ferrari modellerine göre yüzde 10 oranında daha az rüzgar sürtünme değerine sahip bulunduğu kaydedildi.
Açıklamaya göre, Ferrari California’nın alüminyumdan üretilen katlanabilir tavanı 14 saniyede açılıp kapanabiliyor. Tavan kapalıyken 340 litre bagaj hacmi sunan 2 2 oturma düzenine sahip California, tavanı açıldığında da 240 litre bagaj hacmine sahip oluyor.
Ferrari’nin tarihinde yer alan tüm modeller içinde ön-orta konumlu V8 motora sahip ilk model olarak ön plana çıkan Ferrari California, 4.3 litre hacimli güç ünitesine sahip. Litre başına 107 HP güç üreten 460 HP’lik motora sahip Ferrari California, 485 Nm’lik tork değerinin de etkisiyle 0-100 km/s hızlanmasını 4 saniyenin altında tamamlayabiliyor.
Euro 5 ve LEV2 standartlarına uyumlu egzoz emisyon değerleri sunan motora sahip yeni Ferrari modeli, 100 kilometrede ortalama 13.1 litre yakıt tüketiyor.]]>
Yapılan yazılı açıklamada, Ferrari ve Maserati markalarının Türkiye’deki distribütörlüğünü üstlenen Fer-Mas Oto’nun, Ferrari California modelini, 329 bin 557 avrodan başlayan anahtar teslim satış fiyatıyla Türkiye’de satışa sunmaya başladığı bildirildi.
Açıklamada, “Şaha Kalkan At” logosunu taşıyan yeni modelin Pininfarina ile birlikte yapılan ortak çalışmanın ürünü olmasıyla dikkati çektiği belirtildi.
Adına esin kaynağı olan ve ilk olarak 1957 yılında tanıtılan 250 GT California modelini andıran tasarımına sahip yeni aracın diğer Ferrari modellerine göre yüzde 10 oranında daha az rüzgar sürtünme değerine sahip bulunduğu kaydedildi.
Açıklamaya göre, Ferrari California’nın alüminyumdan üretilen katlanabilir tavanı 14 saniyede açılıp kapanabiliyor. Tavan kapalıyken 340 litre bagaj hacmi sunan 2 2 oturma düzenine sahip California, tavanı açıldığında da 240 litre bagaj hacmine sahip oluyor.
Ferrari’nin tarihinde yer alan tüm modeller içinde ön-orta konumlu V8 motora sahip ilk model olarak ön plana çıkan Ferrari California, 4.3 litre hacimli güç ünitesine sahip. Litre başına 107 HP güç üreten 460 HP’lik motora sahip Ferrari California, 485 Nm’lik tork değerinin de etkisiyle 0-100 km/s hızlanmasını 4 saniyenin altında tamamlayabiliyor.
Euro 5 ve LEV2 standartlarına uyumlu egzoz emisyon değerleri sunan motora sahip yeni Ferrari modeli, 100 kilometrede ortalama 13.1 litre yakıt tüketiyor.]]><![CDATA[Ferrari 458 Italia]]>
https://eylulforum.com/konu-ferrari-458-italia
Mon, 05 Apr 2010 18:47:48 +0300https://eylulforum.com/konu-ferrari-458-italia
FerMas’;dan yapılan açıklamada, Ferrari’;nin arkadan itişli ve orta-arka konumlu motorlu spor otomobil serisinin evrimini simgeleyen yeni modeli Ferrari 458 Italia için alınan ön siparişlerin, 2010 yılının ilk çeyreğinde Türkiye’;deki müşterilerine teslim edileceği bildirildi.
Açıklamada, geliştirme aşamasında Michael Schmacher’;in de görev aldığı belirtilen Ferrari 458 Italia’;nın, litrede 127 beygir (HP) güç üreten V8 motora ve 570 HP güce sahip olduğu bildirildi. 100 kilometrede ortalama 13.7 litreyakıt tüketen Ferrari 458 Italia’;nın, 0’;dan 100 kilometre hıza 3.4 saniyenin altında ulaştığı belirtildi.
325 kilometre son hıza ulaşan aracın, 7 ileri otomatik vitesli ve çift kavramalı F1 tipi şanzımana sahip olduğu, modelin boş ağırlığının ise 1380 kilogram olduğu bilgisine açıklamada yer verildi.]]>
FerMas’;dan yapılan açıklamada, Ferrari’;nin arkadan itişli ve orta-arka konumlu motorlu spor otomobil serisinin evrimini simgeleyen yeni modeli Ferrari 458 Italia için alınan ön siparişlerin, 2010 yılının ilk çeyreğinde Türkiye’;deki müşterilerine teslim edileceği bildirildi.
Açıklamada, geliştirme aşamasında Michael Schmacher’;in de görev aldığı belirtilen Ferrari 458 Italia’;nın, litrede 127 beygir (HP) güç üreten V8 motora ve 570 HP güce sahip olduğu bildirildi. 100 kilometrede ortalama 13.7 litreyakıt tüketen Ferrari 458 Italia’;nın, 0’;dan 100 kilometre hıza 3.4 saniyenin altında ulaştığı belirtildi.
325 kilometre son hıza ulaşan aracın, 7 ileri otomatik vitesli ve çift kavramalı F1 tipi şanzımana sahip olduğu, modelin boş ağırlığının ise 1380 kilogram olduğu bilgisine açıklamada yer verildi.]]><![CDATA[Ferrari Nedir??]]>
https://eylulforum.com/konu-ferrari-nedir
Mon, 05 Apr 2010 18:42:47 +0300https://eylulforum.com/konu-ferrari-nedir
Pininfarina'nın mükemmellik anlayıſına paralel olarak tasarlanan Ferrari’ler her zaman ſıklıĿın, yüksek performansın, üstün teknolojinin ve günümüzün V8 ve V12 motorlu spor otomobillerinde olduĿu kadar Scuderia’nın Formula 1 Dünya ſampiyonası'ndaki üstünlüĿünde de büyük etkisi olan tutkunun benzersiz bir birleſimini barındırırlar.]]>
Pininfarina'nın mükemmellik anlayıſına paralel olarak tasarlanan Ferrari’ler her zaman ſıklıĿın, yüksek performansın, üstün teknolojinin ve günümüzün V8 ve V12 motorlu spor otomobillerinde olduĿu kadar Scuderia’nın Formula 1 Dünya ſampiyonası'ndaki üstünlüĿünde de büyük etkisi olan tutkunun benzersiz bir birleſimini barındırırlar.]]><![CDATA[Ferrari 612 Scaglietti]]>
https://eylulforum.com/konu-ferrari-612-scaglietti
Sun, 04 Apr 2010 23:21:23 +0300https://eylulforum.com/konu-ferrari-612-scaglietti<![CDATA[Ferrari 430 Scuderia]]>
https://eylulforum.com/konu-ferrari-430-scuderia
Sun, 04 Apr 2010 23:19:08 +0300https://eylulforum.com/konu-ferrari-430-scuderia
Türkiye'de yüzde 100 TOFAŞ ortaklığında kurulan FerMas'ın distribütörü olduğu Ferrari'nin dünyadaki ilk tanıtımı 2007 Frankfurt Uluslararası Otomobil Fuarında yapılan yeni modeli Ferrari 430 Scuderia'nın Türkiye tanıtımı FerMas Showroom'da gerçekleşti.
Burada konuşan Gallota 2007'nin Ferrari için 3 nedenle çok önemli bir yıl olduğunu belirterek bunlardan ilkinin McLaren Mercedes ile yoğun bir rekabetin ardından kazandıkları Formula 1 şampiyonluğu olduğunu kaydetti.
''İkinci olarak geçen yılı 6 bin 500 aracı müşterilerimize teslim ederek yüzde 15 büyüme ile kapattık'' diyen Gallota üçüncü nedenin de Frankfurt Otomobil Fuarında Ferrari 430 Scuderia'nın tanıtımının yapılması olduğunu aktardı.
Gallota ''Büyüyen ve yeni pazarların bu büyümeye katkısı oldu. Türkiye bu pazarlardan bir tanesi FerMas'ın deneyimi ve desteği ile beraber Türkiye'deki gelişimimizi devam ettireceğimizden son derece eminiz'' diye konuştu.
-60 MİLİSANİYEDE VİTES DEĞİŞTİRME-
Ferrari 430 Scuderia'nın özellikleri hakkında da bilgi veren Gallota Michael Schumacher ile birlikte geliştirilen aracın 510 beygir gücü 1.250 kilo ağırlık ve 60 milisaniyede vites değiştirme hızına sahip olduğunu kaydetti.
Gallota ''2004 Formula 1 araçlarının verilerine çok yakın veriler bunlar'' dedi.
Bir soru üzerine Türkiye'deki büyümelerinin de diğer ülkelerdeki gibi yüzde 10 düzeyinde bulunduğunu aktaran Gallota bunun devam edeceği görüşünde olduğunu dile getirdi.
TOFAŞ Üst Yöneticisi (CEO) Ali Pandır ise TOFAŞ'ın 40'ıncı yılının kutlandığı bu yılda ilk ürün tanıtımının Ferrari'nin bu modeli ile yapılmasının kendileri için mutluluk verici olduğunu belirtti.
Pandır TOFAŞ'ın büyümeye devam ettiğini ve FerMas'ın da 2005 yılından beri bu büyümeye büyük katkı sağladığını ifade ederek lüks spor araba sınıfındaki otomobillerde finansman servis gibi olanaklar ile kurumsal perakendecilikte yeni bir boyut getirdiklerini aktardı.
-''VERGİ ORANLARI FARKLI OLSAYDI SATIŞLARIMIZ MİNİMUM 2 MİSLİ OLURDU''-
FerMas Genel Müdürü Orhan Ülgür ise Ferrari 430 Scuderia'nın satış fiyatının 391 bin avrodan başladığını belirterek ''Şu ana kadar 9 araç için kapora aldık. Ama bu sene içerisinde teslimatımız 4 ya da 5'in üzerinde olmaz diye düşünüyorum'' dedi.
Ülgür bu sene için toplam Ferrari araç satış rakamının 30 civarında olmasını beklediğini şu anda tahminen 24 sipariş almış olduklarını ve 6 kadar arabanın boşta bulunduğunu dile getirdi.
Vergi oranlarının çok yüksek olmasının satışlara etkisine ilişkin bir soru üzerine Ülgür buradaki müşterilerin ödediği fiyatın yaklaşık yarısını vergilerin oluşturduğunu dünyada vergi oranlarının yüzde 40-60 düzeylerinde bulunduğunu ifade etti.
Ülgür ''Türkiye'de bir bilinen bir de bilinmeyen kesim var. Yepyeni bir müşteri grubu oluşturduk. Her 3 Ferrari müşterisinden 2'si yepyeni müşteriler. Bunlar genç teknolojiye yeniliğe motor sporlarına meraklı bir kesim. Vergi oranları daha farklı olsaydı satışlarımız minimum 2 misli olurdu diye düşünüyorum'' görüşünü aktardı.
-''AİLESEL ÇEKİNCELERİ EŞLERİ İŞE KATARAK ÇÖZDÜK''-
Bir soru üzerine işe başladıklarında Ferrari almayı düşünenlerde bazı çekinceler bulunduğunu gördüklerini aktaran Ülgür bunların lüks araç alanlara yönelik vergi denetimlerinin başlaması böyle bir araçla yolda dolaşmanın çok kolay olmaması gibi nedenleri bulunduğunu aktardı.
Diğer bir çekincenin de araçların dikkat çekici renk ve tarzları ile ''ailesel sorunlara'' yol açmasından kaynaklandığını ve bu sorunu eşleri de işin içine katarak çözdüklerini kaydeden Ülgür müşterilerinin yüzde 80'inin evli olduğunu söyledi.
Ülgür kadın müşterileri bulunup bulunmadığı konusunda ise daha önce bir kadın müşterileri olduğunu Ferrari eğitimlerine de davet ettiklerini belirterek Ferrari aktivitelerine gelen kadınlar da olduğunu ancak genel olarak kadınların araçları kullanmaya korktuğunu belirtti.
Aldıkları siparişlerde şimdiye kadar yüzde 10 gibi bir kapora alırken bunu iki katına çıkardıklarını ve yaklaşık 100 bin avro düzeyinde kaporalar aldıklarını ifade eden Ülgür araçları ikinci el olarak geri almalarının satışlarına büyük katkı sağladığını dile getirdi.
Ülgür yeni bir showroom açmayı düşünüp düşünmedikleri konusunda ise Ferrari ve Maserati'nin showroomlarının ayrılması gerektiğini araçların artık tek bir yere sığmadığını belirtti]]>
Türkiye'de yüzde 100 TOFAŞ ortaklığında kurulan FerMas'ın distribütörü olduğu Ferrari'nin dünyadaki ilk tanıtımı 2007 Frankfurt Uluslararası Otomobil Fuarında yapılan yeni modeli Ferrari 430 Scuderia'nın Türkiye tanıtımı FerMas Showroom'da gerçekleşti.
Burada konuşan Gallota 2007'nin Ferrari için 3 nedenle çok önemli bir yıl olduğunu belirterek bunlardan ilkinin McLaren Mercedes ile yoğun bir rekabetin ardından kazandıkları Formula 1 şampiyonluğu olduğunu kaydetti.
''İkinci olarak geçen yılı 6 bin 500 aracı müşterilerimize teslim ederek yüzde 15 büyüme ile kapattık'' diyen Gallota üçüncü nedenin de Frankfurt Otomobil Fuarında Ferrari 430 Scuderia'nın tanıtımının yapılması olduğunu aktardı.
Gallota ''Büyüyen ve yeni pazarların bu büyümeye katkısı oldu. Türkiye bu pazarlardan bir tanesi FerMas'ın deneyimi ve desteği ile beraber Türkiye'deki gelişimimizi devam ettireceğimizden son derece eminiz'' diye konuştu.
-60 MİLİSANİYEDE VİTES DEĞİŞTİRME-
Ferrari 430 Scuderia'nın özellikleri hakkında da bilgi veren Gallota Michael Schumacher ile birlikte geliştirilen aracın 510 beygir gücü 1.250 kilo ağırlık ve 60 milisaniyede vites değiştirme hızına sahip olduğunu kaydetti.
Gallota ''2004 Formula 1 araçlarının verilerine çok yakın veriler bunlar'' dedi.
Bir soru üzerine Türkiye'deki büyümelerinin de diğer ülkelerdeki gibi yüzde 10 düzeyinde bulunduğunu aktaran Gallota bunun devam edeceği görüşünde olduğunu dile getirdi.
TOFAŞ Üst Yöneticisi (CEO) Ali Pandır ise TOFAŞ'ın 40'ıncı yılının kutlandığı bu yılda ilk ürün tanıtımının Ferrari'nin bu modeli ile yapılmasının kendileri için mutluluk verici olduğunu belirtti.
Pandır TOFAŞ'ın büyümeye devam ettiğini ve FerMas'ın da 2005 yılından beri bu büyümeye büyük katkı sağladığını ifade ederek lüks spor araba sınıfındaki otomobillerde finansman servis gibi olanaklar ile kurumsal perakendecilikte yeni bir boyut getirdiklerini aktardı.
-''VERGİ ORANLARI FARKLI OLSAYDI SATIŞLARIMIZ MİNİMUM 2 MİSLİ OLURDU''-
FerMas Genel Müdürü Orhan Ülgür ise Ferrari 430 Scuderia'nın satış fiyatının 391 bin avrodan başladığını belirterek ''Şu ana kadar 9 araç için kapora aldık. Ama bu sene içerisinde teslimatımız 4 ya da 5'in üzerinde olmaz diye düşünüyorum'' dedi.
Ülgür bu sene için toplam Ferrari araç satış rakamının 30 civarında olmasını beklediğini şu anda tahminen 24 sipariş almış olduklarını ve 6 kadar arabanın boşta bulunduğunu dile getirdi.
Vergi oranlarının çok yüksek olmasının satışlara etkisine ilişkin bir soru üzerine Ülgür buradaki müşterilerin ödediği fiyatın yaklaşık yarısını vergilerin oluşturduğunu dünyada vergi oranlarının yüzde 40-60 düzeylerinde bulunduğunu ifade etti.
Ülgür ''Türkiye'de bir bilinen bir de bilinmeyen kesim var. Yepyeni bir müşteri grubu oluşturduk. Her 3 Ferrari müşterisinden 2'si yepyeni müşteriler. Bunlar genç teknolojiye yeniliğe motor sporlarına meraklı bir kesim. Vergi oranları daha farklı olsaydı satışlarımız minimum 2 misli olurdu diye düşünüyorum'' görüşünü aktardı.
-''AİLESEL ÇEKİNCELERİ EŞLERİ İŞE KATARAK ÇÖZDÜK''-
Bir soru üzerine işe başladıklarında Ferrari almayı düşünenlerde bazı çekinceler bulunduğunu gördüklerini aktaran Ülgür bunların lüks araç alanlara yönelik vergi denetimlerinin başlaması böyle bir araçla yolda dolaşmanın çok kolay olmaması gibi nedenleri bulunduğunu aktardı.
Diğer bir çekincenin de araçların dikkat çekici renk ve tarzları ile ''ailesel sorunlara'' yol açmasından kaynaklandığını ve bu sorunu eşleri de işin içine katarak çözdüklerini kaydeden Ülgür müşterilerinin yüzde 80'inin evli olduğunu söyledi.
Ülgür kadın müşterileri bulunup bulunmadığı konusunda ise daha önce bir kadın müşterileri olduğunu Ferrari eğitimlerine de davet ettiklerini belirterek Ferrari aktivitelerine gelen kadınlar da olduğunu ancak genel olarak kadınların araçları kullanmaya korktuğunu belirtti.
Aldıkları siparişlerde şimdiye kadar yüzde 10 gibi bir kapora alırken bunu iki katına çıkardıklarını ve yaklaşık 100 bin avro düzeyinde kaporalar aldıklarını ifade eden Ülgür araçları ikinci el olarak geri almalarının satışlarına büyük katkı sağladığını dile getirdi.
Ülgür yeni bir showroom açmayı düşünüp düşünmedikleri konusunda ise Ferrari ve Maserati'nin showroomlarının ayrılması gerektiğini araçların artık tek bir yere sığmadığını belirtti]]><![CDATA[Porsche Boxster]]>
https://eylulforum.com/konu-porsche-boxster
Sun, 04 Apr 2010 23:14:24 +0300https://eylulforum.com/konu-porsche-boxster
Porsche’nin ortadan konumlu motora sahip Boxster ve Cayman spor otomobillerinin ikinci nesli Şubat ayında Türkiye’de. Yeni neslin en önemli özelliği, daha fazla gücün yanısıra, önceki modellere göre ciddi ölçüde daha iyi yakıt ekonomisi sergileyen, tamamen yeni teknik özelliklerle geliştirilen, yeni altı silindirli boxer tip motorları. Yeni motorlara sahip modellerin ÖTV ve KDV dahil başlangıç fiyatları ise, Boxster 93.922 Euro, Boxster S 110.444 Euro, Cayman 102.109 Euro ve Cayman S de 121.711 Euro.
Yeni geliştirilmiş Boxer motorlarla daha az yakıtla daha fazla güç
2.9 litre hacme sahip ‘temel’ motor, Boxster’da bir önceki modele göre 10 hp fazla olarak 255 hp, Cayman’da ise bir önceki modele göre 20 hp fazla olarak 265 hp güç üretiyor. S versiyonlarındaki ‘Doğrudan Yakıt Püskürtme Sistemi’nden yararlanan 3.4-litrelik güç ünitesi ise Boxster S’te bir önceki modele göre 15 hp fazla olarak 310 hp ve Cayman S’te ise bir öncekini göre 25 hp fazla olarak 320 hp güç üretiyor. Cayman S’te 4,2 kg/hp, Boxster’da ise 5.2 kg/hp gibi olağanüstü bir değeri bulan güç/ağırlık orantıları sürücüye asgari seviyede yakıtla azami sürüş dinamikleri sunulmasını sağlıyor. PDK ve opsiyonel ‘Spor Krono Paket’te yer alan ‘Kalkış Kontrolü’yle donatılan Cayman S, 100 km/s’e 4,9 saniyede hızlanarak seride standardın belirleyicisi olurken, standart olarak temin edilen altı ileri manuel vites kutulu Boxster ise aynı hızlanmayı 5,9 saniyede tamamlıyor. PDK ile öne çıkan Boxster ve Cayman’ın her ikisi de dokuz litrelik tüketim rakamından daha iyi performans gösteriyor: Yeni, 2.9 litrelik Boxer motorlu her iki model de EU4 standardına uygun olarak 100 kilometrede 8.9 litre gibi bir değere ulaşıyor. Yakıt tüketimini yüzde 16 gibi önemli bir oranda azaltarak 100 kilometrede 9,2 litreye indiren PDK’li 3,4-litrelik versiyonlar Tiptronic S ile donatılmış önceki modellere göre daha da büyük tasarruf sergiliyor.
Roadster ve Coupé daha ayrışıyor
Yeni iki kişilik modeller, yeni tasarlanmış ön ve arka kısımlarıyla dışarıdan açıkça ayırt ediliyor. Bütünleşik dönüş sinyalleriyle yeni halojen farlar, Carrera GT’nin farlarını anımsatıyor. Yeni LED arka stoplar dışa doğru sivrilmekte ve otomobilin yenilenen arka kısmıyla bütünleşiyor. Roadster ve Coupé, önden, hava girişlerinin belirgin tasarımıyla birbirlerinden açıkça ayrışırken, arkada, Boxster’da dağıtıcı eklemelerinin yer aldığı yeni arka paneller ve Cayman’da ise rüzgâr deflektör plakasıyla farklılaşıyor.
LED ışık iletim teknolojisiyle yapılan çubuk biçimli gündüz farları, otomobilin görünümü bakımından özel ve klas bir etki katarken, bu etki aynı zamanda dış hava girişlerinin yatay düzeniyle pekişiyor. Yine bir başka özellik de standart olarak sunulan ve Boxster’da dikdörtgen, Cayman’da ise yuvarlak olan sis lambası. İlk defa her iki model de, çift-xenon farlar, dinamik dönüş farları ve LED gündüz farlarını içeren ‘Far Paketi’yle birlikte sunuluyor. Sis farlarının yerine geçen bu far üniteleri Boxster’da birbirinin yanına yerleştirilmiş dört LED’den meydana gelirken, Cayman’da ise dört adet LED, zarın gözleri gibi yuvarlak ışık birimleri halinde düzenlenmiş.
PDK: Vitesler daha seri değiştiriliyor ve yakıt tüketimi de yüzde 16’ya varan oranda düşürülüyor
Dört spor otomobilin tamamı ilk kez, doğrudan motor sporlarından alınan ve daha önceki Tiptronic S’in yerine geçen PDK ile sunuluyor. PDK çift debriyajlı vites kutusuyla donatılan Roadster ve Coupé, 100 km/s’e ya da 62 m/s’e, artık “baz” modellerde bulunan manuel altı ileri vites kutulu modellere göre 0,1 saniye daha hızlı ulaşıyor.
Aracın hareketsiz konumdan azami ivmelenmeyle hareket etmesini sağlayan Kalkış Kontrol sisteminin yer aldığı ve opsiyonel olarak sunulan ‘Spor Krono Paketler’ ile PDK modellerinde özel bir unsur da düşünülmüş; hızlı vites değişimi, hız ve ivmelenme için ‘Yarış Pisti Değişim Stratejisi’. Kontrolü’nden faydalanan bu modeller hareketsiz konumdan 100 km/s’e veya 62 m/s’e saniyenin 10’da 2’si kadar daha seri bir şekilde ulaşıyor.
PDK’nin sunduğu ilerleme, ilk nesilde ortaya konulan rakama göre yüzde 16’ya varan oranda azaltılan yakıt ekonomisi dikkate alındığında daha da etkileyici. EU4 tüketim standardına göre, PDK ile donatılan Boxster ve Cayman, 100 kilometrede sadece 8,9 litre yakıt harcarken, S-modeller ise 9,2 litreyle hemen hemen aynı ekonomi seviyesini gerçekleştiriyor.
Dinamik süspansiyon ve üstün frenler
Yeni ayarıyla süspansiyon, yeni modellere, daha da yüksek sürüş dinamikleri ve geliştirilmiş konforu bir arada sunuyor. Direksiyon aktarımı üzerindeki subap kontrol tertibatında yapılan değişiklik, direksiyon kuvvetlerinin daha da azalmasına yarayarak Boxster ve Cayman’a daha da çevik ve kendiliğinden meydana gelen bir direksiyon davranışı kazandırıyor.
Yeni tasarımla üretilen jantlar “baz” versiyonlarda geçmişe göre yarım inç genişletilmiş olup, böylelikle S-modellerin daha geniş fren sisteminin ön aksta rahatça yerini almasına yardımcı oluyor. Hem Boxster hem de Cayman, şimdi iki yeni özellik; Fren Ön-Yüklemesi ve Fren Asistanı barındıran en son nesil PSM Porsche Denge Yönetimi sistemiyle öne çıkıyor. Sürücü, gaz pedalını çok çabuk bıraktığı zaman PSM hidrolik kontrol ünitesi, sürücü, fren pedalına daha basmadan lastik frenleri üzerinde uygun bir basınç seviyesi meydana getirerek anında aksiyon için fren balatalarını disklere doğru hafifçe kaydırıyor.
Yeni ses ve iletişim sistemleri
Boxster ve Cayman modellerinin her ikisi de, kolay okunabilen beş inçlik tek renkli ekran ile MP3 CD’lerini çalma özelliğini taşıyan yeni CDR–30 CD radyo ile standart olarak donatılmış. Sabit diskli navigasyonla tamamlanan ve isteğe bağlı olarak alınan yeni PCM Porsche İletişim Yönetimi, ses, iletişim ve navigasyon işlevlerinin tamamı için merkezî bir kontrol birimi olarak görev yapıyor.
2009 Model Yeni Porsche Cayman Resimleri]]>
Porsche’nin ortadan konumlu motora sahip Boxster ve Cayman spor otomobillerinin ikinci nesli Şubat ayında Türkiye’de. Yeni neslin en önemli özelliği, daha fazla gücün yanısıra, önceki modellere göre ciddi ölçüde daha iyi yakıt ekonomisi sergileyen, tamamen yeni teknik özelliklerle geliştirilen, yeni altı silindirli boxer tip motorları. Yeni motorlara sahip modellerin ÖTV ve KDV dahil başlangıç fiyatları ise, Boxster 93.922 Euro, Boxster S 110.444 Euro, Cayman 102.109 Euro ve Cayman S de 121.711 Euro.
Yeni geliştirilmiş Boxer motorlarla daha az yakıtla daha fazla güç
2.9 litre hacme sahip ‘temel’ motor, Boxster’da bir önceki modele göre 10 hp fazla olarak 255 hp, Cayman’da ise bir önceki modele göre 20 hp fazla olarak 265 hp güç üretiyor. S versiyonlarındaki ‘Doğrudan Yakıt Püskürtme Sistemi’nden yararlanan 3.4-litrelik güç ünitesi ise Boxster S’te bir önceki modele göre 15 hp fazla olarak 310 hp ve Cayman S’te ise bir öncekini göre 25 hp fazla olarak 320 hp güç üretiyor. Cayman S’te 4,2 kg/hp, Boxster’da ise 5.2 kg/hp gibi olağanüstü bir değeri bulan güç/ağırlık orantıları sürücüye asgari seviyede yakıtla azami sürüş dinamikleri sunulmasını sağlıyor. PDK ve opsiyonel ‘Spor Krono Paket’te yer alan ‘Kalkış Kontrolü’yle donatılan Cayman S, 100 km/s’e 4,9 saniyede hızlanarak seride standardın belirleyicisi olurken, standart olarak temin edilen altı ileri manuel vites kutulu Boxster ise aynı hızlanmayı 5,9 saniyede tamamlıyor. PDK ile öne çıkan Boxster ve Cayman’ın her ikisi de dokuz litrelik tüketim rakamından daha iyi performans gösteriyor: Yeni, 2.9 litrelik Boxer motorlu her iki model de EU4 standardına uygun olarak 100 kilometrede 8.9 litre gibi bir değere ulaşıyor. Yakıt tüketimini yüzde 16 gibi önemli bir oranda azaltarak 100 kilometrede 9,2 litreye indiren PDK’li 3,4-litrelik versiyonlar Tiptronic S ile donatılmış önceki modellere göre daha da büyük tasarruf sergiliyor.
Roadster ve Coupé daha ayrışıyor
Yeni iki kişilik modeller, yeni tasarlanmış ön ve arka kısımlarıyla dışarıdan açıkça ayırt ediliyor. Bütünleşik dönüş sinyalleriyle yeni halojen farlar, Carrera GT’nin farlarını anımsatıyor. Yeni LED arka stoplar dışa doğru sivrilmekte ve otomobilin yenilenen arka kısmıyla bütünleşiyor. Roadster ve Coupé, önden, hava girişlerinin belirgin tasarımıyla birbirlerinden açıkça ayrışırken, arkada, Boxster’da dağıtıcı eklemelerinin yer aldığı yeni arka paneller ve Cayman’da ise rüzgâr deflektör plakasıyla farklılaşıyor.
LED ışık iletim teknolojisiyle yapılan çubuk biçimli gündüz farları, otomobilin görünümü bakımından özel ve klas bir etki katarken, bu etki aynı zamanda dış hava girişlerinin yatay düzeniyle pekişiyor. Yine bir başka özellik de standart olarak sunulan ve Boxster’da dikdörtgen, Cayman’da ise yuvarlak olan sis lambası. İlk defa her iki model de, çift-xenon farlar, dinamik dönüş farları ve LED gündüz farlarını içeren ‘Far Paketi’yle birlikte sunuluyor. Sis farlarının yerine geçen bu far üniteleri Boxster’da birbirinin yanına yerleştirilmiş dört LED’den meydana gelirken, Cayman’da ise dört adet LED, zarın gözleri gibi yuvarlak ışık birimleri halinde düzenlenmiş.
PDK: Vitesler daha seri değiştiriliyor ve yakıt tüketimi de yüzde 16’ya varan oranda düşürülüyor
Dört spor otomobilin tamamı ilk kez, doğrudan motor sporlarından alınan ve daha önceki Tiptronic S’in yerine geçen PDK ile sunuluyor. PDK çift debriyajlı vites kutusuyla donatılan Roadster ve Coupé, 100 km/s’e ya da 62 m/s’e, artık “baz” modellerde bulunan manuel altı ileri vites kutulu modellere göre 0,1 saniye daha hızlı ulaşıyor.
Aracın hareketsiz konumdan azami ivmelenmeyle hareket etmesini sağlayan Kalkış Kontrol sisteminin yer aldığı ve opsiyonel olarak sunulan ‘Spor Krono Paketler’ ile PDK modellerinde özel bir unsur da düşünülmüş; hızlı vites değişimi, hız ve ivmelenme için ‘Yarış Pisti Değişim Stratejisi’. Kontrolü’nden faydalanan bu modeller hareketsiz konumdan 100 km/s’e veya 62 m/s’e saniyenin 10’da 2’si kadar daha seri bir şekilde ulaşıyor.
PDK’nin sunduğu ilerleme, ilk nesilde ortaya konulan rakama göre yüzde 16’ya varan oranda azaltılan yakıt ekonomisi dikkate alındığında daha da etkileyici. EU4 tüketim standardına göre, PDK ile donatılan Boxster ve Cayman, 100 kilometrede sadece 8,9 litre yakıt harcarken, S-modeller ise 9,2 litreyle hemen hemen aynı ekonomi seviyesini gerçekleştiriyor.
Dinamik süspansiyon ve üstün frenler
Yeni ayarıyla süspansiyon, yeni modellere, daha da yüksek sürüş dinamikleri ve geliştirilmiş konforu bir arada sunuyor. Direksiyon aktarımı üzerindeki subap kontrol tertibatında yapılan değişiklik, direksiyon kuvvetlerinin daha da azalmasına yarayarak Boxster ve Cayman’a daha da çevik ve kendiliğinden meydana gelen bir direksiyon davranışı kazandırıyor.
Yeni tasarımla üretilen jantlar “baz” versiyonlarda geçmişe göre yarım inç genişletilmiş olup, böylelikle S-modellerin daha geniş fren sisteminin ön aksta rahatça yerini almasına yardımcı oluyor. Hem Boxster hem de Cayman, şimdi iki yeni özellik; Fren Ön-Yüklemesi ve Fren Asistanı barındıran en son nesil PSM Porsche Denge Yönetimi sistemiyle öne çıkıyor. Sürücü, gaz pedalını çok çabuk bıraktığı zaman PSM hidrolik kontrol ünitesi, sürücü, fren pedalına daha basmadan lastik frenleri üzerinde uygun bir basınç seviyesi meydana getirerek anında aksiyon için fren balatalarını disklere doğru hafifçe kaydırıyor.
Yeni ses ve iletişim sistemleri
Boxster ve Cayman modellerinin her ikisi de, kolay okunabilen beş inçlik tek renkli ekran ile MP3 CD’lerini çalma özelliğini taşıyan yeni CDR–30 CD radyo ile standart olarak donatılmış. Sabit diskli navigasyonla tamamlanan ve isteğe bağlı olarak alınan yeni PCM Porsche İletişim Yönetimi, ses, iletişim ve navigasyon işlevlerinin tamamı için merkezî bir kontrol birimi olarak görev yapıyor.