Yorum: #1
10-27-2009, 05:50
Meme Kanseri ve Menopoz
Pek çok menopoza girmiş kadın meme kanserine yakalandıklarında östrojen kullanamamaktadırlar.Diğerleri de meme kanseri gelişimi riskini ve östrojenin yan etkilerini bildiklerinden hayatlarını doğal bir biçimde sürdürmek istemektedirler.ABD'de 50 yaş üstündeki kadınların 2/3'ü hormon tedavisini reddetmektedirler. Kemoterapinin yan etkilerinden birisi de erken menopozdur; bunun sonucu olarak da kadın genç yaşta östrojen eksikliğine maruz kalmaktadırlar. Menopozdan sonra ne gibi problemlerle karşılaşıldığının bilinmesi tedavi seçeneklerinin belirlenmesinde çok önemlidir.
Yapılan çalışmalarda meme kanseri olan ve menopoz sonrası hormon yetersizliği belirtilerini gösteren kadınların çeşitli tedavi seçenekleri araştırılmıştır. Hormon tedavisi alamayan kadınlarda kalp hastalığı ve kemik erimesinin önlenmesinde yeni yaklaşımlar ileri sürülmüştür.
KADINLIK HORMONLARININ VÜCUDA ETKİSİ
Östrojenler nelerdir ve görevleri nedir?
Östrojenler, kadında pek çok dokuda etkileri olan kadınlık hormonlarıdır. Hormon endokrin bezde yapılıp kan dolaşımına verilen ve vücudun başka bir bölgesine giderek spesifik organ dokuda değişikliğe yol açan bir maddedir. Başlıca premenopozal hormon olan östrodiol, primer olarak yumurtalıklarda yapılır. Yumurtalıklar rahmin yanında iki adet olarak bulunmaktadır.Etki ettikleri organlar; beyin, kan damarları, ürogenital sistem, kolon, rektum, mesane, deri, kemik ve memedir. Menopozdan önce, kandaki östrojen seviyesi adet dönemlerine göre farklılık göstermektedir. Menopozdan sonra yumurtalıklar hormon yapımını durdurduğundan östrojen seviyesi çok düşük seviyelere iner.Geri kalan bir miktar östrojen yağ dokusunda veya memenin kendisinde yapılmaktadır.
Progesteron nedir ve görevi nedir?
Progesteron her ay rahmi hamilelik için hazırlayan başka bir kadınlık hormonudur. Ayın ikinci yarısında progesteron seviyesi birkaç günde yükselir ve ardından adet kanamasıyla birlikte düşer. Doğum kontrol hapları progesteronun sentetik formlarıdır.
MENOPOZ
Menopoz nedir?
Menopoz döneminde yumurtalıklar, östrojen ve progesteron üretimini durdurmaktadır. Daha önceleri araştırmacılar bu olayın birdenbire geliştiğini düşünse de şu an menopozun aydan aya değişiklikler göstererek yavaş yavaş ortaya çıktığını bilmekteyiz. Bu döneme perimenopozal geçiş devresi denmektedir. Bu süreç 2-5 yıl arasında bir zaman dilimini içerir. Bu süre içinde östrojen yavaş yavaş düşer ve kadın bu hormonal değişikliğe adapte olur. Meme kanserli premenopozal kadınlarda yumurtalıklar kemoterapiden ötürü hasara uğradığından ani bir menopoza giriş söz konusudur. Bu koşulda menopozal semptomlar hızlı ve ciddi bir şekilde seyreder ve hastanın bu duruma adaptasyonu zordur.
Düşük östrojen ve progesteron seviyelerinde ne gibi problemler görülür? Problemlerin çoğu östrojen seviyesinin 50-600 ünite değerlerinden 5-10 ünite değerlerine kadar düşmesinden kaynaklanmaktadır.
Bu hormonal değişiklik sonucu genelde kadında beş bölgede sorunla karşılaşılmaktadır:
Mesane,rahim ve vajeni içeren ürogenital sistemde atrofi diye tanımladığımız doku kaybı oluşur. Bu da idrar yaparken yanma, ağrı, idrar tutamama, vajen kuruluğu ve cinsel ilişki sırasında ağrıya sebebiyet verir.
Deriye kan taşıyan kan damarları sağlamlığını yitirir. Bu durum vazomotor instabilite adlandırılır ve sıcak basmaları ile ani uyanmalara yol açar. Beynin artmış östrojen gereksinimine bağlı olarak depresyon, hafıza kaybı, duygulanım dalgalanmaları ve aşırı hassasiyet ortaya çıkmaktadır. Menopoz ve depresyon arasındaki ilişki fizyolojik esastan çok biyolojiktir.
Kemikler kalsiyum kaybetmeye ve daha çabuk kırılmaya başlarlar. Bu olaylar,osteopeni denilen kemik kitlesi kaybına ve daha ağır bir şekil olan osteoporoza neden olur. Osteoporoz ile birlikte kadınların boyları kısalmaya başlar. Sırt kavisleri daha belirginleşir. Bütün bu değişikliklerin sonucu, kadınlar düştüklerinde omurga veya kalça kırıklarıyla karşı karşıya gelebilirler. Kalça kırıkları özellikle yaşlı kadınlarda çok sık görülmektedir.
Östrojen yetersizliği kalp hastalıklarının gelişimini hızlandırır. Kadın erkekteki kalp hastalığı riskine erişir. Kadınlarda kalp hastalığından ölüm oranı meme kanserinden ölüm oranından sekiz kat daha fazladır. Bu durum özellikle yaşlı kadınlarda doğrulanmıştır; çünkü kalp hastalığı kadınlarda 60-90 yaşları arasında ortaya çıkarken meme kanseri daha genç yaşlarda ortaya çıkar.
Kadınlara menopozdan sonra östrojen kullanmadıkları takdirde daha ciddi sorunlarla karşılaşabilecekleri anlatılmalıdır. Alzheimer hastalığı ve kalın barsak kanseri bu sorunlardan en önemlileridir. Bu hastalıkların gelişmesi östrojen kullanmakla henüz engellenememektedir ama gene de östrojenin olumlu etkileri göz ardı edilmemelidir.
Menopoz östrojen seviyesinin düşüklüğü ile karakterize doğal bir olaydır. Progesteron da, menopozda düşer ve perimenopozal geçiş devresinde dalgalanmalar gösterir. Kadında az miktarda olsa da bulunan erkeklik hormonları yaş ilerledikçe daha da düşer. Bu hormon değişiklikleri menopozun doğal bir parçası olarak kabul edilmektedir.
Pek çok menopoza girmiş kadın meme kanserine yakalandıklarında östrojen kullanamamaktadırlar.Diğerleri de meme kanseri gelişimi riskini ve östrojenin yan etkilerini bildiklerinden hayatlarını doğal bir biçimde sürdürmek istemektedirler.ABD'de 50 yaş üstündeki kadınların 2/3'ü hormon tedavisini reddetmektedirler. Kemoterapinin yan etkilerinden birisi de erken menopozdur; bunun sonucu olarak da kadın genç yaşta östrojen eksikliğine maruz kalmaktadırlar. Menopozdan sonra ne gibi problemlerle karşılaşıldığının bilinmesi tedavi seçeneklerinin belirlenmesinde çok önemlidir.
Yapılan çalışmalarda meme kanseri olan ve menopoz sonrası hormon yetersizliği belirtilerini gösteren kadınların çeşitli tedavi seçenekleri araştırılmıştır. Hormon tedavisi alamayan kadınlarda kalp hastalığı ve kemik erimesinin önlenmesinde yeni yaklaşımlar ileri sürülmüştür.
KADINLIK HORMONLARININ VÜCUDA ETKİSİ
Östrojenler nelerdir ve görevleri nedir?
Östrojenler, kadında pek çok dokuda etkileri olan kadınlık hormonlarıdır. Hormon endokrin bezde yapılıp kan dolaşımına verilen ve vücudun başka bir bölgesine giderek spesifik organ dokuda değişikliğe yol açan bir maddedir. Başlıca premenopozal hormon olan östrodiol, primer olarak yumurtalıklarda yapılır. Yumurtalıklar rahmin yanında iki adet olarak bulunmaktadır.Etki ettikleri organlar; beyin, kan damarları, ürogenital sistem, kolon, rektum, mesane, deri, kemik ve memedir. Menopozdan önce, kandaki östrojen seviyesi adet dönemlerine göre farklılık göstermektedir. Menopozdan sonra yumurtalıklar hormon yapımını durdurduğundan östrojen seviyesi çok düşük seviyelere iner.Geri kalan bir miktar östrojen yağ dokusunda veya memenin kendisinde yapılmaktadır.
Progesteron nedir ve görevi nedir?
Progesteron her ay rahmi hamilelik için hazırlayan başka bir kadınlık hormonudur. Ayın ikinci yarısında progesteron seviyesi birkaç günde yükselir ve ardından adet kanamasıyla birlikte düşer. Doğum kontrol hapları progesteronun sentetik formlarıdır.
MENOPOZ
Menopoz nedir?
Menopoz döneminde yumurtalıklar, östrojen ve progesteron üretimini durdurmaktadır. Daha önceleri araştırmacılar bu olayın birdenbire geliştiğini düşünse de şu an menopozun aydan aya değişiklikler göstererek yavaş yavaş ortaya çıktığını bilmekteyiz. Bu döneme perimenopozal geçiş devresi denmektedir. Bu süreç 2-5 yıl arasında bir zaman dilimini içerir. Bu süre içinde östrojen yavaş yavaş düşer ve kadın bu hormonal değişikliğe adapte olur. Meme kanserli premenopozal kadınlarda yumurtalıklar kemoterapiden ötürü hasara uğradığından ani bir menopoza giriş söz konusudur. Bu koşulda menopozal semptomlar hızlı ve ciddi bir şekilde seyreder ve hastanın bu duruma adaptasyonu zordur.
Düşük östrojen ve progesteron seviyelerinde ne gibi problemler görülür? Problemlerin çoğu östrojen seviyesinin 50-600 ünite değerlerinden 5-10 ünite değerlerine kadar düşmesinden kaynaklanmaktadır.
Bu hormonal değişiklik sonucu genelde kadında beş bölgede sorunla karşılaşılmaktadır:
Mesane,rahim ve vajeni içeren ürogenital sistemde atrofi diye tanımladığımız doku kaybı oluşur. Bu da idrar yaparken yanma, ağrı, idrar tutamama, vajen kuruluğu ve cinsel ilişki sırasında ağrıya sebebiyet verir.
Deriye kan taşıyan kan damarları sağlamlığını yitirir. Bu durum vazomotor instabilite adlandırılır ve sıcak basmaları ile ani uyanmalara yol açar. Beynin artmış östrojen gereksinimine bağlı olarak depresyon, hafıza kaybı, duygulanım dalgalanmaları ve aşırı hassasiyet ortaya çıkmaktadır. Menopoz ve depresyon arasındaki ilişki fizyolojik esastan çok biyolojiktir.
Kemikler kalsiyum kaybetmeye ve daha çabuk kırılmaya başlarlar. Bu olaylar,osteopeni denilen kemik kitlesi kaybına ve daha ağır bir şekil olan osteoporoza neden olur. Osteoporoz ile birlikte kadınların boyları kısalmaya başlar. Sırt kavisleri daha belirginleşir. Bütün bu değişikliklerin sonucu, kadınlar düştüklerinde omurga veya kalça kırıklarıyla karşı karşıya gelebilirler. Kalça kırıkları özellikle yaşlı kadınlarda çok sık görülmektedir.
Östrojen yetersizliği kalp hastalıklarının gelişimini hızlandırır. Kadın erkekteki kalp hastalığı riskine erişir. Kadınlarda kalp hastalığından ölüm oranı meme kanserinden ölüm oranından sekiz kat daha fazladır. Bu durum özellikle yaşlı kadınlarda doğrulanmıştır; çünkü kalp hastalığı kadınlarda 60-90 yaşları arasında ortaya çıkarken meme kanseri daha genç yaşlarda ortaya çıkar.
Kadınlara menopozdan sonra östrojen kullanmadıkları takdirde daha ciddi sorunlarla karşılaşabilecekleri anlatılmalıdır. Alzheimer hastalığı ve kalın barsak kanseri bu sorunlardan en önemlileridir. Bu hastalıkların gelişmesi östrojen kullanmakla henüz engellenememektedir ama gene de östrojenin olumlu etkileri göz ardı edilmemelidir.
Menopoz östrojen seviyesinin düşüklüğü ile karakterize doğal bir olaydır. Progesteron da, menopozda düşer ve perimenopozal geçiş devresinde dalgalanmalar gösterir. Kadında az miktarda olsa da bulunan erkeklik hormonları yaş ilerledikçe daha da düşer. Bu hormon değişiklikleri menopozun doğal bir parçası olarak kabul edilmektedir.










