Yorum: #1
10-27-2009, 05:52
OSTEOPOROZ
Hayat tarzındaki ciddi değişiklikler ve diyet kemikleri güçlü tutmaya yardım eder. Bu değişiklikler içinde sigarayı bırakmak, haftada 3 kere 20 dakikadan az olmamak koşuluyla egzersiz, her gün diyetle 1500 mg kalsiyum alınımı, alkollü içecek tüketiminin azaltılması bulunmaktadır. Pek çok kadında bu uygulamalar yeterli olmaktadır. Bazı kadınlarda ise tüm bu tedbirlere rağmen gene de osteoporoz belirtileri görülmektedir. Osteoporoz için bazı risk faktörleri bulunmaktadır. Bunların başında ırk gelmektedir.Örneğin Asyalılarda ve İspanyollarda, Afrikalı ve Amerikalılara oranla daha fazla risk bulunmaktadır. Diğer risk faktörleri arasında yaş, egzersiz yapmama, sigara, ailede osteoporoz hikayesi, zayıflık, fazla alkol tüketimi, hastalık dolayısıyla yatağa bağımlı kalma, kortizon benzeri ilaçlar kullanma ve tiroid hormonu tedavisi sayılabilir.
Osteoporoz tedavisinde kullanılan bir grup ilaç bifosfonatlardır. Bu ilaç normal kemik yıkımını bloke eder.Östrojenler de bu yolla etki ederler.Vücutta sürekli bir kemik yapımı ve yıkımı süreci vardır.Buna kemiğin yeniden şekillenmesi "remodeling" denir.Bifosfonatlar tedavide yaklaşık 20 yıldır kullanılmaktadır.İlk kullanılan form etidronate olup 7 yıl süreyle kullanılmıştır.?u an bu ilacın ikinci kuşağı olan alendronate (fosamax) tedavide verilmektedir.Alendronate kemik yıkımının bloke edilmesinde etidronate'dan daha etkilidir. Halen daha kuvvetli ve tolerans gelişmesi daha zor olan ilaçlar üzerinde çalışmalar yapılmaktadır.
Bifosfonat ailesine ait ilaçların kullanımında birtakım zorluklar vardır.Ağız yoluyla alındıkları zaman zayıf olarak absorbe edilirler.Hastalar bunu boş mideye almalıdırlar. Bazı kadınlarda yemek borusunda ve boğazda tahriş ve göğüs ağrısı meydana gelmektedir. Böbreklerinden rahatsız olanlarda bu ilaç tavsiye edilmez; çünkü bu ilacın atılımı böbrek yoluyladır. Göğüs ağrısı gibi yan etkiler hastanın ilaç alınımını takiben 30 dakika yatmaması koşuluyla engellenebilir.
Meme kanserli hastalarda bifosfonat tedavisi oldukça çekicidir; çünkü iki türlü etkileri bulunmaktadır. Birinci etkisi normal kemik yıkımının durdurması, ikincisi ise kemiğe metastaz dolayısıyla olan kemik yıkımının engellenmesidir. Aynı zamanda bu ilaçlar iskelet metastazlarına bağlı kemik kırıklarını ve metastazların ilerlemesini azaltırlar.
Başka bir hormon olan kalsitonin, gene kemik yıkımını engellemektedir. Bu ilaç miacalcin denilen sprey şeklinde uygulanır. Bunun kullanım oldukça güvenlidir ve yan etkileri son derece azdır.
Vücudu daha fazla kemik yapmaya iten diğer bir ilaç fluoride' dir. Yüksek dozlarda fluoride bir yarar göstermez hatta bazı hastalarda zararlı olduğu bile söylenebilir. Düşük dozlarda, ancak az miktarda kemik kaybı olan hastalarda kırıkları engellemektedir. ?üphemiz fluoride'in kırıklara yol açan anormal kemik yapımına sebebiyet verdiği doğrultusundadır.
Değişik çalışmalarda sürekli düşük dozda fluoride veren "neosten" adı verilen bir preparat kullanılmıştır. Bu ilaç kalsiyum sitratla birlikte 12 ay verilip, 2 ay verilmemektedir. İki yıl boyunca bu kadınlarda kemik kırıkları engellenmiş ve kemik kitlesi ancak %5 oranında azalmıştır.
İdeal olan ilaç sıcak basmalarını engelleyecek, beyine östrojen gibi etki edecek, kalp krizini ve meme kanserini önleyecek, osteoporozu bloke ederek kemikleri koruyacak ve rahim kanseri riskini indirgeyecek nitelikte olmalıdır.
Tamoxifen bu etkilerden bazılarına sahiptir. Uzun dönem sonuçlarında tamoxifenin meme kanserinin tekrarlamasını önlediği ve diğer memedeki kanser olasılığını %40 oranında engellediği bildirilmiştir.
Evista adıyla piyasada bulunan raloxifene'nin pekçok özelliği yeni yeni anlaşılmaktadır. Bu ilaç osteoporozun önlenmesi amacıyla kullanılmaya başlanmıştır. Raloxifene rahmi tamoxifenden daha az oranda etkiler.
Tamoxifenin kemik yıkımını engellediği doğru mu?
Tamoxifen meme kanserinde önceleri kısa bir süre için ek bir tedavi olarak denenmiştir. Bu çalışmalar sırasında tamoxifenin uzun süreli etkileri bilinmiyordu. Yapılan araştırmalarda tamoxifenin menopoza girmiş kadınlarda kemikler üzerine östrojen benzeri etki yaptığı saptanmıştır. Tamoxifenin hangi dokulara östrojen benzeri etki ya da antiöstrojen etki yaptığı bilinmelidir.Bu kavrama SERM (selektif östrojen reseptör modülatörü) adı verilmektedir.Tamoxifen postmenopozal kadınlarda kemikler üzerine östrojen gibi etkiyen ilk SERM'dir.
Tamoxifen postmenopozal kadınlarda yılda %1-3 oranında kemik kitlesinde artışa neden olur.Bu etkisi omurganın aşağı seviyelerinde kalçaya nazaran daha belirgindir.Uzun süreli ve çok sayıda kadını içeren çalışmalarda tamoxifenin osteoporoza bağlı kemik kırıklarını azalttığın göstermiştir,
Neden tamoxifen premenopozal kadınlarda kemik kitlesinde azalmaya sebep olurken postmenopozal kadınlarda arttırır?Bunun nedeni tamoxifenin premenopozal kadınlarda olduğu gibi östrojenin yüksek oranda bulunduğu durumlarda antiöstrojen olarak etki göstermesidir.Menopoz sonrası kadınlarda olduğu gibi östrojenin az miktarda bulunduğu durumlarda ise östrojen benzeri etki gösterir.
Kemoterapi yüzünden yumurtalıkları hasar görmüş premenopozal kadınlarda östrojenin yetersizliğine bağlı olarak tamoxifen östrojen benzeri etki gösterir.
Sigara, alkol tüketimi, kalsiyumdan fakir beslenme, gün ışığından yoksunluk, egzersiz yapmama, tiroid hormonu ve kortizon benzeri ilaç kullanma büyük miktarda kemik kaybına yol açar.Haftada en az üç kere olmak üzere 20 dakika yürümek yeni kemik yapımına neden olur.
Menopoza giren kadınlar ihtiyaçları olan günlük 1500 mg kalsiyumu almalıdırlar. Bu da yaklaşık günlük 6 bardak süte eşittir.Bunun tüketimi oldukça zor olduğundan kadınlar 1000 mg'lık kalsiyum tabletlerini kullanmayı yeğlerler (OS-CAL,Calcium Citrate,TUMS gibi). Kalan 500 mg'lık ek kalsiyum diyetteki diğer ürünlerle telafi edilir. Bu önlemler kemik kaybının azalmasında ve kemik kırıklarının engellenmesinde ilk basamaktır.
Özetle, risk faktörlerinin indirgenmesinin başlangıç noktası beslenmede değişiklik ve egzersiz yapılmasıdır. Bununla birlikte, bazı kadınlara ek tedavi gerekebilir. Kemik densitometresi ve analizi tedavi seçiminde rehberlik etmektedir.
Hayat tarzındaki ciddi değişiklikler ve diyet kemikleri güçlü tutmaya yardım eder. Bu değişiklikler içinde sigarayı bırakmak, haftada 3 kere 20 dakikadan az olmamak koşuluyla egzersiz, her gün diyetle 1500 mg kalsiyum alınımı, alkollü içecek tüketiminin azaltılması bulunmaktadır. Pek çok kadında bu uygulamalar yeterli olmaktadır. Bazı kadınlarda ise tüm bu tedbirlere rağmen gene de osteoporoz belirtileri görülmektedir. Osteoporoz için bazı risk faktörleri bulunmaktadır. Bunların başında ırk gelmektedir.Örneğin Asyalılarda ve İspanyollarda, Afrikalı ve Amerikalılara oranla daha fazla risk bulunmaktadır. Diğer risk faktörleri arasında yaş, egzersiz yapmama, sigara, ailede osteoporoz hikayesi, zayıflık, fazla alkol tüketimi, hastalık dolayısıyla yatağa bağımlı kalma, kortizon benzeri ilaçlar kullanma ve tiroid hormonu tedavisi sayılabilir.
Osteoporoz tedavisinde kullanılan bir grup ilaç bifosfonatlardır. Bu ilaç normal kemik yıkımını bloke eder.Östrojenler de bu yolla etki ederler.Vücutta sürekli bir kemik yapımı ve yıkımı süreci vardır.Buna kemiğin yeniden şekillenmesi "remodeling" denir.Bifosfonatlar tedavide yaklaşık 20 yıldır kullanılmaktadır.İlk kullanılan form etidronate olup 7 yıl süreyle kullanılmıştır.?u an bu ilacın ikinci kuşağı olan alendronate (fosamax) tedavide verilmektedir.Alendronate kemik yıkımının bloke edilmesinde etidronate'dan daha etkilidir. Halen daha kuvvetli ve tolerans gelişmesi daha zor olan ilaçlar üzerinde çalışmalar yapılmaktadır.
Bifosfonat ailesine ait ilaçların kullanımında birtakım zorluklar vardır.Ağız yoluyla alındıkları zaman zayıf olarak absorbe edilirler.Hastalar bunu boş mideye almalıdırlar. Bazı kadınlarda yemek borusunda ve boğazda tahriş ve göğüs ağrısı meydana gelmektedir. Böbreklerinden rahatsız olanlarda bu ilaç tavsiye edilmez; çünkü bu ilacın atılımı böbrek yoluyladır. Göğüs ağrısı gibi yan etkiler hastanın ilaç alınımını takiben 30 dakika yatmaması koşuluyla engellenebilir.
Meme kanserli hastalarda bifosfonat tedavisi oldukça çekicidir; çünkü iki türlü etkileri bulunmaktadır. Birinci etkisi normal kemik yıkımının durdurması, ikincisi ise kemiğe metastaz dolayısıyla olan kemik yıkımının engellenmesidir. Aynı zamanda bu ilaçlar iskelet metastazlarına bağlı kemik kırıklarını ve metastazların ilerlemesini azaltırlar.
Başka bir hormon olan kalsitonin, gene kemik yıkımını engellemektedir. Bu ilaç miacalcin denilen sprey şeklinde uygulanır. Bunun kullanım oldukça güvenlidir ve yan etkileri son derece azdır.
Vücudu daha fazla kemik yapmaya iten diğer bir ilaç fluoride' dir. Yüksek dozlarda fluoride bir yarar göstermez hatta bazı hastalarda zararlı olduğu bile söylenebilir. Düşük dozlarda, ancak az miktarda kemik kaybı olan hastalarda kırıkları engellemektedir. ?üphemiz fluoride'in kırıklara yol açan anormal kemik yapımına sebebiyet verdiği doğrultusundadır.
Değişik çalışmalarda sürekli düşük dozda fluoride veren "neosten" adı verilen bir preparat kullanılmıştır. Bu ilaç kalsiyum sitratla birlikte 12 ay verilip, 2 ay verilmemektedir. İki yıl boyunca bu kadınlarda kemik kırıkları engellenmiş ve kemik kitlesi ancak %5 oranında azalmıştır.
İdeal olan ilaç sıcak basmalarını engelleyecek, beyine östrojen gibi etki edecek, kalp krizini ve meme kanserini önleyecek, osteoporozu bloke ederek kemikleri koruyacak ve rahim kanseri riskini indirgeyecek nitelikte olmalıdır.
Tamoxifen bu etkilerden bazılarına sahiptir. Uzun dönem sonuçlarında tamoxifenin meme kanserinin tekrarlamasını önlediği ve diğer memedeki kanser olasılığını %40 oranında engellediği bildirilmiştir.
Evista adıyla piyasada bulunan raloxifene'nin pekçok özelliği yeni yeni anlaşılmaktadır. Bu ilaç osteoporozun önlenmesi amacıyla kullanılmaya başlanmıştır. Raloxifene rahmi tamoxifenden daha az oranda etkiler.
Tamoxifenin kemik yıkımını engellediği doğru mu?
Tamoxifen meme kanserinde önceleri kısa bir süre için ek bir tedavi olarak denenmiştir. Bu çalışmalar sırasında tamoxifenin uzun süreli etkileri bilinmiyordu. Yapılan araştırmalarda tamoxifenin menopoza girmiş kadınlarda kemikler üzerine östrojen benzeri etki yaptığı saptanmıştır. Tamoxifenin hangi dokulara östrojen benzeri etki ya da antiöstrojen etki yaptığı bilinmelidir.Bu kavrama SERM (selektif östrojen reseptör modülatörü) adı verilmektedir.Tamoxifen postmenopozal kadınlarda kemikler üzerine östrojen gibi etkiyen ilk SERM'dir.
Tamoxifen postmenopozal kadınlarda yılda %1-3 oranında kemik kitlesinde artışa neden olur.Bu etkisi omurganın aşağı seviyelerinde kalçaya nazaran daha belirgindir.Uzun süreli ve çok sayıda kadını içeren çalışmalarda tamoxifenin osteoporoza bağlı kemik kırıklarını azalttığın göstermiştir,
Neden tamoxifen premenopozal kadınlarda kemik kitlesinde azalmaya sebep olurken postmenopozal kadınlarda arttırır?Bunun nedeni tamoxifenin premenopozal kadınlarda olduğu gibi östrojenin yüksek oranda bulunduğu durumlarda antiöstrojen olarak etki göstermesidir.Menopoz sonrası kadınlarda olduğu gibi östrojenin az miktarda bulunduğu durumlarda ise östrojen benzeri etki gösterir.
Kemoterapi yüzünden yumurtalıkları hasar görmüş premenopozal kadınlarda östrojenin yetersizliğine bağlı olarak tamoxifen östrojen benzeri etki gösterir.
Sigara, alkol tüketimi, kalsiyumdan fakir beslenme, gün ışığından yoksunluk, egzersiz yapmama, tiroid hormonu ve kortizon benzeri ilaç kullanma büyük miktarda kemik kaybına yol açar.Haftada en az üç kere olmak üzere 20 dakika yürümek yeni kemik yapımına neden olur.
Menopoza giren kadınlar ihtiyaçları olan günlük 1500 mg kalsiyumu almalıdırlar. Bu da yaklaşık günlük 6 bardak süte eşittir.Bunun tüketimi oldukça zor olduğundan kadınlar 1000 mg'lık kalsiyum tabletlerini kullanmayı yeğlerler (OS-CAL,Calcium Citrate,TUMS gibi). Kalan 500 mg'lık ek kalsiyum diyetteki diğer ürünlerle telafi edilir. Bu önlemler kemik kaybının azalmasında ve kemik kırıklarının engellenmesinde ilk basamaktır.
Özetle, risk faktörlerinin indirgenmesinin başlangıç noktası beslenmede değişiklik ve egzersiz yapılmasıdır. Bununla birlikte, bazı kadınlara ek tedavi gerekebilir. Kemik densitometresi ve analizi tedavi seçiminde rehberlik etmektedir.










