Yorum: #1
10-27-2009, 05:56
ÖSTROJEN VE MEME KANSERLİ HASTALAR
Meme kanserine yakalanmış kadın, tam tedavi edilebilir mi?
Mammografik incelemenin ilerlemesi sayesinde,pek çok kadın erken tanı nedeni ile meme kanserinden tamamen küratif olarak kurtulmuştur. Sebep,kanserin çok erken teşhis edilerek, vücudun başka bölgelerine yayılmasının önlenmesinden kaynaklanmaktadır. Bu erken tanı küratif cerrahiye olanak sağlar ve kalan hücrelerin de radyoterapi, hormonal terapi ve kemoterapi ile temizlenmesine neden olur. Küratif tedavi edilememesinin sebebi kanserin ilk saptandığında yayılmış olmasından ileri gelmektedir. Tümör başlangıç noktasından değişik bölgelere ilerler: Koltukaltı lenf bezlerine, akciğere, karaciğere, kemiğe, deriye ve diğer organlara metastaz yapar.
Meme kanseri ilk teşhis edildiğinde sıklıkla, tümör hücreleri vücudun değişik bölgelerine ilerlemişlerdir. Bu evrede; bu tümör parçacıkları çok küçüktür ve günümüzde bunlar hiçbir yöntemle saptanamazlar. Bu depocuklara mikrometastaz denir. Mikrometastazlı hastalar adjuvan kemoterapi veya hormonal terapi ile küratif olarak tedavi edilebilirler.
Mikrometastaz tespit edilmezse; meme kanserini küratif olarak tedavi ettiğimizi nereden bilebiliriz?
Tek yol 20 yıl beklemek ve tümörün tekrar oluşmadığını görmektir. Ancak bu pratik bir çözüm değildir.
Tedavide küratif olma özelliğini gösteren faktörler arasında tümörün küçük, aksiller lenf bezi tutulumu olmaması, histolojik grade olması, östrojen ve progesteron reseptör varlığısayılabilir.
Küratif tedavinin en iyi göstergesi negatif lenf bezi bulunmasıdır. Daha sonraki belirleyici etken tümörün histolojik yapısıdır. Bu özelliklere sahip hastalarda küratif tedavi şansı %75'dir. Tümörün yeniden tekrarlamasına rekürrens adı verilir. Bu rekürrenslerin çoğu ilk üç yılda ortaya çıkmaktadır. Üç yılın sonunda oran yıllar geçtikçe azalır. İyi huylu tümörlerde bu oran yıllık %0,5'e kadar iner, bu da 200 meme kanserli kadında her yıl ancak 1 tanesinde rekürrens görüldüğünü ifade eder. Fakat gene de uzun yıllar sonra bile rekürrens görülen olgular bildirilmiştir.
1997 yılında ABD'de yeni meme kanseri tanısı konan hasta sayısı 180000'dir. Bu rakamın 97000'inin rekürrens şansı çok azdır. 60 yaşında tanı konulduğu varsayılırsa ve 25 yıllık bir sürvi düşünülürse ABD'de halen 2,5 milyona yakın meme kanseri hastası bulunmaktadır.
Meme kanseri tedavisi gören hasta menopozal belirtiler için östrojen kullanabilir mi?
Eğer bir kadında meme kanseri gelişmişse östrojen yüzünden ikincil bir kansere maruz kalma riski fazladır. Ama bunu desteklemek için gerekli bilimsel çalışmalara ihtiyacımız bulunmaktadır. Bildiğimiz; meme kanserli hastalarda yıllık %0,5 oranında ikincil meme kanseri riski bulunduğudur. Eğer östrojen 10 yıl sonra %30 oranında riski arttırırsa;10 yılın sonunda 100 kadının 5'inde ikincil meme kanseri beklerken östrojen kullanımı ile bu rakam 8'e çıkacaktır.
Halen kabul gören düşünce;tamoxifen ve östrojeni yerine koyma tedavisinin östrojen (+) tümörlü hastalarda tümör rekürrensini arttırmadan;menopozal belirtileri ortadan kaldırdığı yönünedir.
Çoğu hekim,meme kanserli hastalara östrojen verilmemesi gerektiğini savunurlar. Sebep,östrojenin meme dokusunda büyümeyi uyarmasından ve çok küçük meme tümörlerine yol açabileceğinden ileri gelmektedir.
Bazı meme kanserli hastalarda östrojen eksikliğine bağlı çok ciddi menopozal semptomlara rastlanmaktadır. Bu hastalara bazı tedaviler verilebilir. Örneğin sıcak basmaları için progesteron ve ürogenital atrofi için vajinal östrojen gibi. Ancak en doğrusu; hastaya bu tedavinin tüm riskleri ve yararlarının anlatılması ve hastanın kendi kararını vermesini sağlanmasıdır.
Meme kanserine yakalanmış kadın, tam tedavi edilebilir mi?
Mammografik incelemenin ilerlemesi sayesinde,pek çok kadın erken tanı nedeni ile meme kanserinden tamamen küratif olarak kurtulmuştur. Sebep,kanserin çok erken teşhis edilerek, vücudun başka bölgelerine yayılmasının önlenmesinden kaynaklanmaktadır. Bu erken tanı küratif cerrahiye olanak sağlar ve kalan hücrelerin de radyoterapi, hormonal terapi ve kemoterapi ile temizlenmesine neden olur. Küratif tedavi edilememesinin sebebi kanserin ilk saptandığında yayılmış olmasından ileri gelmektedir. Tümör başlangıç noktasından değişik bölgelere ilerler: Koltukaltı lenf bezlerine, akciğere, karaciğere, kemiğe, deriye ve diğer organlara metastaz yapar.
Meme kanseri ilk teşhis edildiğinde sıklıkla, tümör hücreleri vücudun değişik bölgelerine ilerlemişlerdir. Bu evrede; bu tümör parçacıkları çok küçüktür ve günümüzde bunlar hiçbir yöntemle saptanamazlar. Bu depocuklara mikrometastaz denir. Mikrometastazlı hastalar adjuvan kemoterapi veya hormonal terapi ile küratif olarak tedavi edilebilirler.
Mikrometastaz tespit edilmezse; meme kanserini küratif olarak tedavi ettiğimizi nereden bilebiliriz?
Tek yol 20 yıl beklemek ve tümörün tekrar oluşmadığını görmektir. Ancak bu pratik bir çözüm değildir.
Tedavide küratif olma özelliğini gösteren faktörler arasında tümörün küçük, aksiller lenf bezi tutulumu olmaması, histolojik grade olması, östrojen ve progesteron reseptör varlığısayılabilir.
Küratif tedavinin en iyi göstergesi negatif lenf bezi bulunmasıdır. Daha sonraki belirleyici etken tümörün histolojik yapısıdır. Bu özelliklere sahip hastalarda küratif tedavi şansı %75'dir. Tümörün yeniden tekrarlamasına rekürrens adı verilir. Bu rekürrenslerin çoğu ilk üç yılda ortaya çıkmaktadır. Üç yılın sonunda oran yıllar geçtikçe azalır. İyi huylu tümörlerde bu oran yıllık %0,5'e kadar iner, bu da 200 meme kanserli kadında her yıl ancak 1 tanesinde rekürrens görüldüğünü ifade eder. Fakat gene de uzun yıllar sonra bile rekürrens görülen olgular bildirilmiştir.
1997 yılında ABD'de yeni meme kanseri tanısı konan hasta sayısı 180000'dir. Bu rakamın 97000'inin rekürrens şansı çok azdır. 60 yaşında tanı konulduğu varsayılırsa ve 25 yıllık bir sürvi düşünülürse ABD'de halen 2,5 milyona yakın meme kanseri hastası bulunmaktadır.
Meme kanseri tedavisi gören hasta menopozal belirtiler için östrojen kullanabilir mi?
Eğer bir kadında meme kanseri gelişmişse östrojen yüzünden ikincil bir kansere maruz kalma riski fazladır. Ama bunu desteklemek için gerekli bilimsel çalışmalara ihtiyacımız bulunmaktadır. Bildiğimiz; meme kanserli hastalarda yıllık %0,5 oranında ikincil meme kanseri riski bulunduğudur. Eğer östrojen 10 yıl sonra %30 oranında riski arttırırsa;10 yılın sonunda 100 kadının 5'inde ikincil meme kanseri beklerken östrojen kullanımı ile bu rakam 8'e çıkacaktır.
Halen kabul gören düşünce;tamoxifen ve östrojeni yerine koyma tedavisinin östrojen (+) tümörlü hastalarda tümör rekürrensini arttırmadan;menopozal belirtileri ortadan kaldırdığı yönünedir.
Çoğu hekim,meme kanserli hastalara östrojen verilmemesi gerektiğini savunurlar. Sebep,östrojenin meme dokusunda büyümeyi uyarmasından ve çok küçük meme tümörlerine yol açabileceğinden ileri gelmektedir.
Bazı meme kanserli hastalarda östrojen eksikliğine bağlı çok ciddi menopozal semptomlara rastlanmaktadır. Bu hastalara bazı tedaviler verilebilir. Örneğin sıcak basmaları için progesteron ve ürogenital atrofi için vajinal östrojen gibi. Ancak en doğrusu; hastaya bu tedavinin tüm riskleri ve yararlarının anlatılması ve hastanın kendi kararını vermesini sağlanmasıdır.










