Yorum: #1
12-21-2009, 16:13
Kerbela trajedisi Ortadoğu tarihinde kanlı bir sayfa olarak yer almıştır. Yaşanan bu vahşetin nedenlerini ve sonuçlarını irdelemenin en çok da Alevileri ilgilendirdiğini çoğumuz bilmekteyiz. Alevilerin ve tüm insanlığın lanetlediği bu katliamın arka planı çok daha vahim bir durumu ortaya çıkarmıştır.
Kerbela trajedisinin gelişim sürecine kısaca baktığımızda: Hz. Hüseyin'i davet eden Küfeliler, davetlerine sadık kalmayarak bir ihanet sürecine girmişlerdir. Küfelilerin bu ihaneti Kerbela Katliamı'nın oluşmasında belki de en büyük neden olarak tarihe geçmiştir. Katliamdan bir yıl sonra ihanetlerinin acısını hisseden Küfeliler 'Tavvabun Tövbekârlar Hareketi'ni kurarak sırtlarını zincirlerle dağlamışlardır. Her yıl tekrarlanan bu acıyı paylaşma aslında bir pişmanlık ritüelidir. Küfeliler için Yezit'ten yana olmanın bedeli ağır olmuştur. Yezitlik baskıdan yana, zulüm yapandan yana olmak demektir. Unutmayalım ki Pir Sultan'ı en çok 'dost' taşları yaralamıştır, Hızır Paşa'nın ördüğü ilmik değil...
Yıllardır Kürtlerin uğradığı zulme, baskıya ve yok sayma politikalarına ses çıkarmayan kimi Alevilerin bazı kesimleri Kerbela Katliamı'nın bugünkü biçimine ortak olmuştur. Bu bir marifet değildir. Alevi felsefesinde bunun yeri yoktur. Kerbela'da Hz. Hüseyin'i yalnız bırakan Küfelilerin sırtlarını zincirle dağlamalarının, tövbekâr olmalarının anlaşılır bir yanı olabilir; ancak günümüzde iktidarın yanında yer almanın, bir koltuk kapmak için değerlerinden uzaklaşmanın, mazlumu, ezileni dışlamanın hiçbir izahatı olamaz. Bu, yeni Kerbelaları, Maraş'ları, Sivas'ları yaratmaktan başka bir şey değildir. İktidar Alevilere hep zulüm getirmiştir. Seyit Rıza'nın idama giderken söylediği; 'yapmayın, bu zulümdür' sözü hâlâ Dersim dağlarında yankılanmaktadır.
Kerbela trajedisinin gelişim sürecine kısaca baktığımızda: Hz. Hüseyin'i davet eden Küfeliler, davetlerine sadık kalmayarak bir ihanet sürecine girmişlerdir. Küfelilerin bu ihaneti Kerbela Katliamı'nın oluşmasında belki de en büyük neden olarak tarihe geçmiştir. Katliamdan bir yıl sonra ihanetlerinin acısını hisseden Küfeliler 'Tavvabun Tövbekârlar Hareketi'ni kurarak sırtlarını zincirlerle dağlamışlardır. Her yıl tekrarlanan bu acıyı paylaşma aslında bir pişmanlık ritüelidir. Küfeliler için Yezit'ten yana olmanın bedeli ağır olmuştur. Yezitlik baskıdan yana, zulüm yapandan yana olmak demektir. Unutmayalım ki Pir Sultan'ı en çok 'dost' taşları yaralamıştır, Hızır Paşa'nın ördüğü ilmik değil...
Yıllardır Kürtlerin uğradığı zulme, baskıya ve yok sayma politikalarına ses çıkarmayan kimi Alevilerin bazı kesimleri Kerbela Katliamı'nın bugünkü biçimine ortak olmuştur. Bu bir marifet değildir. Alevi felsefesinde bunun yeri yoktur. Kerbela'da Hz. Hüseyin'i yalnız bırakan Küfelilerin sırtlarını zincirle dağlamalarının, tövbekâr olmalarının anlaşılır bir yanı olabilir; ancak günümüzde iktidarın yanında yer almanın, bir koltuk kapmak için değerlerinden uzaklaşmanın, mazlumu, ezileni dışlamanın hiçbir izahatı olamaz. Bu, yeni Kerbelaları, Maraş'ları, Sivas'ları yaratmaktan başka bir şey değildir. İktidar Alevilere hep zulüm getirmiştir. Seyit Rıza'nın idama giderken söylediği; 'yapmayın, bu zulümdür' sözü hâlâ Dersim dağlarında yankılanmaktadır.